Welcome, visitor! [ Register | Login

Ankara Kırgız Escort Kızlarını Ağırlıyor

Ankara Azgın Escort, Ankara Escort, Ankara Escort Bayan, Ankara Kızılay Escort, Escort Ankara, Etimesgut Escort, Gölbaşı Escort, Mamak Escort, Tunalı Escort, Üniversiteli Escort 27 Ekim 2016

ankara escort

Escort Ankara

Gerçek kırgız escort olan zevklerin özel kadını olarak ben Eskort Tutku, geceleriniz için en yüksek olan zirveler de beklentilerin oluşması için hizmet vererek gerçek olan değerleri de oluşturmak için buradayım. Uzun geceleri çok severim ve bunların en ederin de ve ender olan zevklerin içinde buluşması için sizlerin libido seviyelerinin en üstte olmasını da sağlar ve şehvet içinde bir gece de tüm kutsal zevkler adına hizmet veririm.

ankara escort

ankara escort

İsteklerim içimde olan erkekler sadece cesaretli ve kendinden emin olan erkekler olup en doyumsuz zevklerin sunumların da elverişli olan alanların oluşması için gerekenleri telefon da yapacağımız görüşme içinde sizlere sunmak isterim. Bunların özel olarak alınacağı adres içinde zevklerin en özelinde buluşmak ve rahatlığında tüm gecenin zevklerin merkezinde olmak için hizmet veririm. Bu özelliklerim ile tutku dolu olarak sizlerin de beklentilerini karşılıyorum. Ankara escort  bayan olan ben sadece en seksi olan hallerim ile hizmet verip sağlıklı ve diri bir güzel olarak yer alıyorum ve aramanızı bekliyorum.

kızılay escort

kızılay escort

Aranan değerler için artık bir seçeneğiniz var bunu vere bir güzel olarak şehvet sunumları içinde hak ettikleriniz ile derinliğinin en özel olan yanların da verimin en özel olan konumlarını da bulacaksınız. Üstün bir kalite içinde olarak seksin en değer gören yanlarını benden alarak VIP değerinin en güzel konumlarını da yaşamanın ayrıcalıklarını tatmış olacaksınız.

kızılay escort

kızılay escort

Engin deneyimlerim ve erkeklerin akıllarını başından alan sunumlarım içinde tenimin en türlü gizem dolu olan yanların da sizleri eskort ankara kalitesinin farkı ile yaşatıyorum. Değerlerimin bilinmesi için sadece bunu hak eden erkeklerin yanımda olmasını dilerim ve enerjilerinizin yoğunluğuna göre gecelik olarak sunum vererek en güzel kalitem ile sizleri memnun etmek isterim.

3731 total views, 0 today

ankara azgın anal kraliçesi bayanlar

Ankara Azgın Escort, Ankara Escort, Ankara Escort Esmer, Çankaya Escort, Escort Ankara, Gölbaşı Escort, Mamak Escort, Üniversiteli Escort 22 Ekim 2016

dikmen escort

Ankara Anal Escort

Zevklerinizi için özel olarak gerekli olan alan değerin de olarak bulduklarınız ile muhteşem bir süreç içinde olacak ve kızılay escort Tülin olarak benim tadımını uzun süre unutulmadığını da göreceksiniz. Şehvetli olarak verdiğim hizmetim de seçtiğim erkeklerim ile beni seçmelerin de kolaylık sağlamak için en son güncel olan resimlerimi site de paylaşıyorum ve bunları görerek daha rahat bir karar vermenizi sağlıyorum. Mutluluk veren bir güzel olarak erkeklerimin geçlerin de sadece tatmin vermem ve bunların yanında ruhların da kırıkları da alarak daha coşkulu bir yaşam için gereken enerjinin de sahibi olmalarını da sağlarım.

dikmen escort

dikmen escort

Özelliklerim güzel kadınların sahip olmadıkları bir değer taşımakta olup kıskandıran tüm niteliklerim ile şehrin arzu eden ereklerini mest etmek için bu geceleri sunuyorum. İsteklerinizin ederin de bir güzel tenin de bulunması artık hayal değil ve tam ederimde seksi bir güzel ile olmak için arama yapmanız ile nelerin beklediğini görecek ve tüm zevklerin açıldığı kapının anahtarını da escort ankara ile elinize alacaksınız. Şehrin özel olarak aranan güzelleri içinde yer alıyorum ve bunu bilen erkeklerin dışında yenileri içinde en seksi olan görüntüm ile muhteşem hazların da benden bulunmasını sağlıyorum. Aradıklarınız ile tutku dolu olan bir şehvet içinde benimle istediğiniz gibi hizmetler sunuyorum.

ankara escort

ankara escort

Tutkulu olan tüm renkler için aradıklarınız için en değer gören bu yanların da olduğunu bilecek ve sınırlarının en güzel olan yerlerini de geçerek ender olan zevklerin içinde bulunacaksınız. Yaşamın bu güzel olan sonuçların da bulunarak zevk içinde bir güzelliği elde ederek yaşam için gerekli olan enerjinin de sahibi olacaksınız. Ankara Escort bayan olarak anal ve oral zevklerin değişmeyen güzeli olarak şehri yeniden yaşamak için bekliyorum.

4129 total views, 0 today

Ankara tunalı Escort bayanlar geziyor

Ankara Azgın Escort, Ankara Escort, Ankara Escort Sarışın, Çankaya Escort, Eryaman Escort, Etimesgut Escort, Gölbaşı Escort, Üniversiteli Escort 22 Ekim 2016

ankara escort

Kızılay Escort

Derin tutkuları yaşamak için ben kızılay eskort Gülin, tüm arzu ettikleriniz sizlere verebilecek özel yeteneklerim ile mutluluk kapılarını sonuna kadar açtım ve ilanım ile düşlediklerinizi yaşatmak için bekliyorum. Telefonum sürekli açık ve gecelerini derinliklerin de bulmak için dilekleri olan elit erkeklere randevu vererek çok daha etkileyici olarak verim vermek için bekliyorum.

ankara escort

ankara escort

Değerimi bilebilecek ve daha çok zevk alması için gereken tüm nitelikleri bende bulabilecek olan beyler için sınırlarının olmadığı bir gece içinde zevkleri en derinliğinde bulması için hizmet etmek adına bekliyorum. Özelliklerim içinde dolgun tenim ve bakımlı olan tüm hatlarım ile mis gibi aşk kokularının eşlinde zevk vermenin tüm ayrıcalıklarını sunabilmek için bekliyorum. Oral seks seven elit erkeklerin dolgun dudaklarım ile bunu alarak şehvete doyacaklarını ve anal hizmetim de içinde özel olan randevuları verdiğimi söylemek isterim. Çankaya escort hizmeti değerinin üstünde olan zevklerin içinde sizlerin de arzularına yer verecektir. Tadımın paha biçilmez kalitesi için arama yaparak beni dilediğiniz gibi yaşamanız söz konusu olacaktır. Kaliteli olan zevklerin en derin olan oluşumları için de yer alarak eşsiz olan bu kalite ile veriminde zirvesinde bulunmanın farkını doyumsuz olarak bende bulacaksınız. Sizleri memnun etmek için verim verdiğim bu geceler içinde sınırlarımın olmadığını ve üstün olarak hak ettikleriniz ile bunları da elde ettiğinizi göreceksiniz. Tempolu sevişmelerin sert seven kadını olarak Ankara Eskort adına en iyisinin bende olduğunu da bu gece bilmek için sadece aramanız yeterli olmaktadır. Seks için en idea olan yerleri bilirim ve bunu yaşatmak için zevklerin en üstün olan konumu içinde beklentilerin de sahibi olmanızı isterim. Verimli olan sunumların içinde farkımı öğrendiğiniz de vazgeçmek mümkün olmayacaktır.

3134 total views, 0 today

Escort bayanlar toplu grup sexs ‘ e katılıyor

Ankara Azgın Escort, Ankara Escort, Ankara Escort Esmer, Ankara Escort Sarışın, Ankara Kızılay Escort, Çankaya Escort, Escort Ankara, Gölbaşı Escort, Kızılay Escort, Rus Escort, Üniversiteli Escort 22 Ekim 2016

keçiören escort

ÇANKAYA ESCORT

Merhabalar Ankara’nın güzel insanları .. öncelikle ben çankaya escort olan Gaye . şimdi sizlere başımdan geçen bir olayı anlatmak isterim. bir akşam  eşi , ablam eşi bize yemeğe gelmişti toplam 4 kardeştik ve ablam  evlilerdi . kız kardeşimle evde kalmıştık .şaka şaka yaşlarımız küçüktü daha kardeşim lise 2 ye ben lise son sınıfa gidiyordum . neyse yemeği yedik çay içtik arkasından ve abimgil kalkmışlardı ablamgilinde arabası olmadığı için götürecekti evlerine . biz bize kalmıştık ankara escort bayan tarzı .. annemle babam yatmışlardı ve kardeşimle bende bulaşıkları yıkamak için mutfağa doğru yöneldik ve yıkadık sohbet ede ede .. çöpleri atmak için ben kapıya çıktım kapıyı hafif açık bıraktım hatta annem gibi önüne terlik koydum. kapının önüne çıktım bir baktım bizim sınıftaki derviş bizim kapının önündeydi yazık benim telefonuma mesaj atmış ama ben den korktuğum için elime bile almamıştım ve derviş te korkmuş başım  iş geldi mi diye tam zile basacakmış tam zamanında çöp atmaya çıkmışım. dervişin hareketleri ban akar aynı escort ankara tarzıydı ilgili , alakalı bir değişikti yani bana karşı aslında ben hoşlanıyordum az ama belli ki o da benden hoşlanıyordu yoksa saatin bir vakti niye ulaşamadım diye çıkıp gelsin ki evimin önüne . hadi bakalım yarın okulda ne olacaktı .. uyuduk ve sabah okulda geldi yanıma zaten aynı sınıftaydık ve konuştuk az dün geceden teşekkür ettim ve çıkışta ben seni eve bırakırım dedi tamam dedim ve de çıkışta birlikte yürümeye başladık . konuştuk ve bana yavaş yavaş açıldı ve kabul ettim deneyelim dedim . sevgiliydik artık .. ve ben okuldaki kızılay escort bayanlardan uzak durmasını söyledim ve ilişkimiz çok güzel ilerliyordu bütün okul biliyordu ve mutluyduk .. tabi hiç kimse mutlu olduğu için gülmez ya . ilişkime annemle babam karşı çıkmıyordu ama bilse herhalde öldürürdü .. sonuçta yani neyse liseyi bitirdik ayrı illerde üniversiteyi kazanınca fazla sürmmedi ilişkimiz ..

3226 total views, 0 today

ankara da erotik bir escort hakayesi

Akyurt Escort, Ankara Escort, Ankara Escort Bayan, Ankara Escort Esmer, Ankara Escort Sarışın, Ankara Kızılay Escort, Çankaya Escort, Eryaman Escort, Escort Ankara, Gölbaşı Escort, Kızılay Escort, Rus Escort, Üniversiteli Escort 4 Eylül 2016

ankara escort

 

ankara escort

Merhabalar ankaramın elit beyleri. Ben ankara escort bayan Melis .Nefes bırakmıştı o melisin parmak uçları beyazdı, ve fark etti. Çark olmadan uyandı ve resepsi yo nist masasının yürüdü. Patronu ava, bugün alınan değilse, günün geri kalanı nasıl olacak ne korku ona yapılan çok önemli bir paket bir kızı vardı. Bu onun hatası değildi olsa bile  bilerek, sanki onu tedavi ederdi.

Ofisin önünde Paloma sahneler efsanevi ve Christina Frank hafifçe gülümsedi gibi bazı utanç ile renklendirilmiş.

‘Teşekkürler,’ Dedi, bir topuk üzerinde resepsiyon ve ayakta tutuyorsunuz.

Derin bir nefes ile, Christina döndü ve şirketten ayrılmak led cam kapıdan girdi. Kendi stiletto topuklu onun sesi kulaklarında yankılandı. Merdivenlerden aşağı teslim kamyon hala sokakta olduğunu görmek için koştu. Paloma korkusunu belki paketi kamyonda kalmıştı o franticly umut vardı.

Merdivenlerden aşağı geldiğinde, kamyon ve soluk soluğa gitti.

Oydu.

Onu ölçü sırasında resepsiyonist olarak öğrendi zamanki teslimatçı onların tembel ve ani oldu. Ama muhteşem bir hafta için, onun önünde adam onun yerini. Tembel değildi, ve her öğleden sonra uzun ankara escort saçları olsa ellerini çalıştırmak isteyen son teslim ettikten sonra geçirmişti. Ona bakarken, onu fikirli olmazdı gibi görünüyordu.

Bıraktı ve iç bacaklarının arasında pürüzsüzlük orgazma giden basın ona yardım edelim sonra onu o hafta için onun arzusu şort ofise yürürken kırık/C ve onun arasında bu kadar sıcakken bu kadar güçlü olduğunu bir kez büyüdü, birlikte masanın altına bacaklarını bastırdı.

At kuyruğu saç aldı ve omuzlarının üstünden dışarı şimdi, ona gülümsemek için baktı aklıma o utangaç ve ona gülümsedi. Christina uzun kollarının rengi güneş ışığında değişir izledim.

Geri bir at kuyruğu içine saçını çekti ‘Merhaba’ dedi.

ankara escort

ankara escort

‘Merhaba,’ dedi Christina, o yüzden deli söylemek istediğinin ne olduğunu söylemedi. Eğer bu adam teslimatı yaptığını, paket kamyona değildir. ‘Kamyonda bir şey kalmadı sanırım? Patronum beni öldürecek!’

‘Eğer Henüz öldürmemiş olsaydı, güvendesin…’
Christina ona baktı, teslimat kamyonunun açık arka önünde duran, ve Paloma önünde epik sahneler ona birini yapmıştı o zaman hatırladı. Ama onun iyi görünüyor, Escort ankara  masasında çığlık vardı şekilde unut onu yapmıştı. Ona cevap olarak o gülüşü zayıftı.

‘Sanırım, normal bir adam sandım…’

‘…kim kamyona unutuyor. Öyleyse gel ve eğer istersen bana bakabilirsin.’

Onun için elini uzattı ve onu aldı, beni kaba olmak istemem. Bir kez onunla kamyonun arkasına girmiş, kapıyı kapattı.

‘Yok…’ dedi Christina, etrafa bakıyorum.

‘Biliyorum,’ dedi, onun gözlerinin içine bakıyor. ‘Ama başka seni yalnız yakalamak için nasıl bilmiyordum. Belki başka bir şekilde sana yardımcı olabilirim.’

Parmağını vücudunun başka bir bölümü boyunca nemli hissediyorum nasıl baş parmağını nemli tapınak ona karşı basılı olarak Christina gözlerini kapattı ve güldü. Gözlerini açtığında, baş parmağını ağzının içindeydi ve ona izin baktı. Bir şey için ona yardım etmek, onu daha iyi hissettirmek için izin…izin istiyorum.

Bir topuk üzerinde hazırlanıyor, büyük bir kutu yaslandı ve neredeyse düştü. Onu yakaladı ve ona yakın onu çekti.

İzin verildi.

ankara escort

ankara escort

Daha iyi alt dudağını emdi gibi düşünüyordu, onları ancak hayal ettiği gibi dudakları neredeyse. Hava çok güzel olmasına rağmen terleme onu geri küçük ankara escort nemli ipek karşı ellerini bastırdı. Çok sıcak olmasını sağlayan oydu.

Eteğinin arkasındaki fermuarı çekti indirdi ve eliyle poposunun eğrisi üzerinde fan izin olarak sizin ısı beni deli ediyor. ‘dedi. Omuzlarının etrafında yuvarlandı ve dudağını emdi kadar Christina saçlarını çekiştirdi.

‘Çok seksisin,’ diye tekrarladı, ve parmaklarını onu höyüğün üzerinde yayılmıştı. Islak sadece onun için nasıl olduğunu bilmek gideceğini biliyordu. Nasıl ona istediği kadar bilmek gidiyordu ve neredeyse masada onu düşünerek, tek kelime demeden kendisi yapmıştır.

ankara escort

ankara escort

Elbette ona bir prezervatif vardı, kaç kız kamyonun arkasına davet olmalı? Ağlamak istiyordu ve ince porselen gibi okşadı onu o kadar usulca öptü o kadın onun gibi ama, Christina hissettim. Ona arkasını dönünce ona söylediği gibi, bacaklarını açtı.

‘Bu resepsiyon orada eteği Yukarı itti ve poposunun kıvrımlarını okşadı gibi’ bir nefes aldı, seni gördüm… ilk kez seni bend etmek istedim. İçinde ona gelmeden önce ankara escort bir yanağına tokat attı.

İki paket karşı onu dışarı taşındı ve onun gibi kendini hazırla ellerini yasladı olarak Christina beyaz parmak uçları, kansız gördüm. Birlikte hareket ettikleri gibi, nefes nefese onu daha yüksek sesle büyüdü.

‘Bir daha şaplak at bana! diye bağırdı. ‘Bir daha şaplak at bana!’

ankara escort

ankara escort

Ona karşı sert olmasını istiyordu, onu hissetmek istedim. Ben daha önce hiç hissetmediğim gibi hissediyorum zevk onun yaptığı gibi ona dalmayı ona tokat onu baştan çıkarmama, ses ihtiyacı yoktu. Kaza—ani ve beklenmedik, ama çok iyi gibi geldi.

Christina döndü ve ona karşı karşıya. Kıçını boğaz hissettim, ve içinde ondan ağrıyor tatlı tatlı oldu. Onun hakkında kollarını sardı ve Boğaz kalçalarını okşadı. Alt dudağını tekrar emme, diye mırıldandı kadın.

Onun için kapıyı açtı önce ‘bana gerçekten yardımcı oldun.’ dedi.

Christina kamyonun arkasından aşağı atladı ve şimdi asla Paloma için mi o kadar hazır hissediyordu….kim, bugün, onu alaşağı edebilmek için gidiş değildi

3080 total views, 0 today

ankara da eşimin arkadaşı tecavüz etti

Akyurt Escort, Ankara Escort, Ankara Escort Bayan, Ankara Escort Tandoğan, Ankara Kızılay Escort, Ankara Merkez Escort, Eryaman Escort, Gölbaşı Escort, Üniversiteli Escort 1 Eylül 2016

ankara escort

ankara escort

Merhabalar canlarım ben yeni ankara escort bayan hande 25 yasında evli alımlı bir bayanım.

Taciz ve tecavüz olayları günümüzde bir hayli arttı. Psikiyatri Uzmanı Mazlum Çopur, M.C.G.’nin (20) başından geçenlerden yola çıkarak önemli hatırlatmalarda bulundu. Psikiyatri Uzmanı Mazlum Çopur, Cumhuriyet gazetesine verdiği röportajda M.C.G.’nin başından geçen korkunç olayları anlattı.İlk başta 12 yaşında eniştesi tarafından tacize uğradığını belirten M.C.G., ‘6 yaşından beri teyzemin şu anki eşini ağabeyim olarak görüyordum. Evlendikten sonra beni devamlı evlerine yatılı misafir olarak davet ediyorlardı. Beni özlediklerini ve o gece onlarla uyumamı istediler. Annem gitmememi söyledi. 5-6 kez ısrar ettiklerinde ikna oldum. O gece onlarla beraber yatmaya gittim. Eniştemle teyzemin arasına yattım. Ellerini öncelikle dizlerime değdirdi. Tereddüt ettim. Ardından ellerini bacaklarımın üstünde gezdirdiği anda korkudan arkamı dönerek teyzeme yüzümü döndüm ve ona sarıldım. Hafızalarımdan hiç silinmeyecek anlar ve hatırlamak istemeyeceğim izler yaşattı. Teyzeme sarıldıktan sonra lavaboya gitti. Sonra da hiçbir şey olmamış gibi uyudu.’ dedi.

 ‘Yaklaşık 6 ay kadar tam anlamıyla uyuyamadım. Bu süreçte de yalnız bırakıldım. Kısa süre sonra onların çocukları oldu. Bu durumdan sonra elimden söyleme ihtimalimi almış oldular. Eniştem bu kızın da vücudu ne güzel oluyor maşallah tarzında, sözlü olarak tacizlerine devam etti. Hâlâ canımı yakıyor bu muhabbet. Hâlâ kendimi her an tacize uğrayacakmışım gibi hissediyorum.’ diye anlattı.

ankara escort

ankara escort

M.C.G., ’13 yaşına gireceğim sıralarda okula fotoğraf çekimine gelen bir fotoğrafçı tarafından tacize uğradım. Öğretmenim fotoğrafçıya yardım etmemi isteyince ben de o sırada onunla yalnız kaldım. Fotoğraf gösteriyorum muhabbetine dirseğiyle göğsüme dokundu. Bayağı bir uğraşmıştı. Baskı hissetmiştim. Ağlayarak çıkmıştım sınıfa. Sosyal Bilgiler öğretmenim durumu anlayınca yanıma geldi ve bana ne olduğunu sordu. Ben de durumu anlattım. Hemen müdürün odasına götürdü beni. Sonra okula annemi çağırdılar. İlk başta annem sinir krizleri geçirdi. Daha sonra sakinleştirdiler. Sakin olunca anneme eniştemi de anlattım, o da bana küçük yaşta bunların üstesinden nasıl geldiğimi sordu.’ şeklinde ifade etti.

En son olayda da 15 yaşındayken erkek arkadaşı tarafından tecavüze uğradığını ve ona zorla sahip olduğunu söyleyen M.C.G., ‘Odaya götürdü beni. Ben başımdan geçenleri anlattım. O da dinledi ve hep yanımda olacağını söyledi. Ellerimden tutarak yatağa attı beni. Yalvar yakar ağladım. Engel olamadım. Çöküntüyle beraber yaşama isteğim iyice silindi. Ben de intihar girişiminde bulundum. Yaklaşık 4 ay geçmişti üzerinden. Yüksek dozda ilaç aldım. İlacın etkisiyle ayılıp bayılmaya başladım. Kendime geldiğimde başımda bir tek doktor vardı. Annem dışarıda bekliyordu. Hastane polisi ve doktor başımda, neden böyle bir şey yaptığımı sordular. İlk başta anlatamadım. İlaçların etkisi henüz geçmemişti. Ben de doktora, size daha önce enişteniz ve bir fotoğrafçı taciz etti mi? diye sordum. Doktor da hemen savcıyı çağırmalarını söyledi. Tecavüz olayını anlatamamıştım korkudan. Bastırılmadan ötürü hep sustum. Tecavüz olayını ailemden hâlâ bilen yok.’ dedi.

M.C.G., ‘Yakın arkadaşlarımdan da arkamdan ağıza gelinmeyecek sözler söyleyenler oldu. Sen bunları bunları yaşadın, hâlâ nasıl erkeklerle görüşüyorsun diyen erkek arkadaşlarım oldu. Ağlasam mı gülsem mi bilemedim. Beni yalnız bıraktılar ancak ben onların başlarına gelmesini hiç istemedim.’ diye ifade etti.

Geçenlerde arkadaş ortamında otururken bir şeylerin henüz değişmediğini ve bir erkek arkadaşının, ‘Kadın kuyruk sallamazsa erkek yeltenmez ve aldatmaz.’ dediğini söyleyen M.C.G., ‘Zihniyet böyle olduktan sonra denilecek pek de bir şey yoktur. Çocukların bu tarz olaylar yaşamaması için, ailelerin en yakınına bile güvenmemesi gerekir. Benim başımdan geçenler, çocuklarının başından da geçerse eğer, onların yanlarında olsunlar. Çocuk sonuç itibarıyla… Hırsızın hiç mi suçu yok? Böyle duyulmamış çok olay var. Lütfen çocuklarınıza her zaman destek olun.’ diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Halk diliyle bunlara cinsel sapıklık dendiğini ve tek tip olarak karşımıza çıkmadıklarını söyleyen Psikiyatri Uzmanı Mazlum Çopur, “Bunlar çocuklara ilgi duyuyorlar. Pedofili vakaları yaşları kaç olursa olsun, hep çocuklara yöneliyorlar. Çocukları hediye, oyuncak ve oyun yolu ile kandırıyorlar. Medyaya pedofili pek fazla yansımıyor. Ergenlik dönemi cinsel dürtülerin arttığı dönemdir. Başka şekilde cinsel dürtülerini tatmin edemeyen ergenler fırsatı buldukça çocuklara eğilim gösteriyorlar.” dedi.

Çopur, “Teknolojinin gelişimi, sosyal medyanın faaliyetini artırması ve cinsellikle ilgili görselliklerin artması gibi etkenler sapıklık vakalarının çoğalmasına ve daha fazla duyulmasına yol açıyor. Cinsel içerikli paylaşımların yoğunlaşması, ergenliğin daha erken olmasına sebebiyet veriyor. Eskiden ankara escort nüfusunun büyük çoğunluğu kırsalda yaşıyordu. Biz bunları bu kadar yoğun göremiyor ve duyamıyorduk. Adliyeye ve basına yansıyan olaylar yine de onda 1’i geçmiyor. Geri kalan onda 9’luk bölüm, ailelerin çocuklarını veya mağdur yakınlarını bastırmasıyla bizlere kadar gelemiyor. İnsanlar böyle anılmak istemiyor.” şeklinde konuştu.

Cinsel istismara uğrayan çocuksa eğer, yüzde 80’i aile içinden diyen Mazlum Çopur, “Aile çevresinden oluyorsa kronik, çocuk açısından ise daha trajik oluyor. Yakın çevreden biri çocuğa yöneliyorsa, uzun süre birlikte olacakları için taciz veya tecavüz devam ediyor. Akrabanız bile olsa, kız çocuğunuzu güvenmediğiniz biriyle baş başa bırakmayın. Çocuklara cinsel eğitim verilirse, onlarda cinsel istismarı anlar. Ceza kanununda değişiklik yapıldı. Ruhsal bozulmayı yasadan çıkardılar. Sürekli yapılan taciz ile bir kere yapılan ceza aynı hale geldi. Daha önceki yasada ruhsal bozulma varsa, ceza 15 yıldan başlıyordu. Bu cezanın üstü hakim takdiriydi. Şimdi 12 yıl diyor. Basit cinsel istismar ile kronik cinsel istismar aynı oldu.” diye ifade ederek açıklamasını bitirdi.

ankara escort

ankara escort

Hapiste Tecavüz Ettiler3 ay önce üzücü bir olay yaşadım ve trafik kazası geçirdim. Kazada bana bir şey olmazken karşı araçtan bir kişi öldü ve beni güvenlik amacıyla 1,5 ay hapse mahkum ettiler. Oysa ki benim hiç kusurum yoktu ve diğer araç ters yöne girmişti. Hayatımda ilk kez hapse girmiş, 10 kişilik bir koğuşta kalıyordum. Koğuştakiler beni iyi karşılamışlardı. Çoğu cinayet ve adam yaralamadan girmişlerdi. Ne kadar iyi davransalarda ben farklıydım. İçlerinde pasparlak kalmıştım. Koğuşta bir ağa vardı. Adam zebellah gibi bir şeydi. Herkes dediğini yapıyordu. Adam bana sert davranıyor, “şunu getir lan parlak” gibi kelimeler söylüyor, korkudan karşılık bile veremiyordum. Adamların bana bakışlarından gıcıklanmaya başlamıştım. Oturup kalkarken kalçamı süzüyorlardı. Bir yandan da kadın gibi beğenilmek hoşuma gitmiyor değildi ama aile yapım böyle şeylere karşıydı.Girişimin 3.günü gece kalçalarımda bir elin dokunuşuyla irkildim. Mahkumlardan birisi kalçamı okşuyordu. Uyku numarası yapmaya devam ettim. Tepki göstermeye çekiniyordum çünkü dayak yiyebilirdim. Kalça butlarımı okşayarak sıkıyor, orta parmağını deliğime sürtüyordu. Sinirden çıldırıyor fakat hoşuma gidiyordu. Yarağım dimdik olmuştu. Adam kalçamı okşayarak 31 çekip boşaldı ve yatağına gitti. Hangi mahkumun yaptığını bilmiyordum.Ağanın 3 adamı vardı. Diğer 5 kişinin pek sesi çıkmıyordu. O gün banyo günüydü ve 5’er kişi giriyordu. Ağa benim kendi grubuyla gelmemi söyledi. Banyoda geniş bir hol, 5 tanede kabin bulunuyordu. Diğer kıyafetlerimi asıp, kilotumla kabine yöneldiğimde, azgın bakışlar götüme odaklanmıştı. Allah var kalçalarım yuvarlak, etli ve beyazdır. Diğer 4 mahkumun yarakları kilotlarından çıkacak gibi dimdik kalkık duruyordu. götü kurtarma derdiyle hızla kabine girdim. Kilotumu da çıkartarak kabine girdim. Ben duş alırken ağanın gardiyanla konuşmasını duydum. “Sen 1 saat buraya uğrama, al şu parayı” filan diyordu. Gardiyan banyonun kapısını dıştan kilitliyerek gitti. Duyduklarım başıma geleceklerin işaretiydi. Bilerek duştan dışarı çıkmıyordum. Çok geçmeden adamlardan biri kapıya dayanarak açmamı istedi. İşimin bitmediği bahaneleriyle kapıyı açmak istemedim. Diğeri kabinin üstüne çıkarak yanıma atladı. Elinde demir bir şiş vardı. “Kapıyı aç yoksa delerim seni” dedi. Hemen kapıyı açtım. Diğer 3’ü de karşımda çıplak duruyordu. Yarakları benimkinden daha kalın ve uzundu. Dimdik duruyorlardı. Arkamdaki çoktan çıplak kalçamı avuçlamaya başlamıştı.Yalvardım yapmamaları için ama nafile;Ağa; “Oğlum sesini çıkartırsan ölürsün. Zaten hepimiz müebbetliğiz, bizim için fark etmez. Karşı koyarsan da acı çekersin. En iyisi kuzu kuzu bizi memnun et, zevk almaya çalış. Çıkana kadar sana bakarız burada” dedi.Zaten tek çıkar yolda direnmeden zevk almaya çalışmakta sanırım. Ama ben erkekliğime yedirmemeliydim. Karşı koymaya çalıştım. Arkamdaki kollarımı sırtıma doğru büktü. Yarı domalık vaziyetteydim ve arkamdakinin yarağı götüme değiyordu.

ankara escort

ankara escort

Yarağın sıcaklığı içimi bir hoş etmişti. Kollarımı bağladılar. Birisi yüzüme 2 tokat atıp, şişi boğazıma dayadı ve “bağırırsan vallahi öldürürüm seni” dedi. Ağa yarağını ağzıma doğru uzatıp yalamamı istedi. Zaten en büyük yarakta ondaydı. Rahat 20cm. uzunluğunda, boru gibi kalın, uzunluğuna rağmen kambur değil, tam tersine dimdikti. Diğer 3 kişinin yarakları ise orta boydaydı. Ağzıma uzanan yarağı hafifçe yaladım. Çok sıcak ve başı petek gibiydi. Yeni yıkandığından sabun kokuyordu. Ağa “düzgün yala lan” diyerek başıma vurdu. Bende kalın yarağı ağzıma sokup çıkartmaya başladım. Arkamda kilerden birisi iyice azmış olmalı ki, eğilmiş götümü yalıyor, deliğime parmaklarını sokup çıkartıyordu. İlk başta acı hissettiysem de, götümde dolaşan dil ve giren parmaklar zevk vermeye başlamıştı. Şimdi ağanın yarağını daha bir şevkle yalıyordum ama zevk aldığımı ankara escort belli etmemeye çalışıyordum.Deliğim vıcık vıcık olmuş, şiştiğini hissediyordum. Arkamdaki yarağını deliğime dayayıp, hızla ittirdi. götüm yırtılmış gibi acımış, yarak dibine kadar oturmuştu. Ben acıya dayanmaya çalışırken, arkamdaki hayvan gibi abanıyor, hızla sokup çıkartıyordu. götüm alışmış, içimdeki sıcak aletin hareketleri zevk vermeye başlamıştı. Yarağım dimdik kalkıktı. Çok geçmeden içime ılık sıvılar doldu. Yarağın çıkmasıyla götüm henüz nefes almışken, diğeri beklemeden yarağını içime yerleştirdi. Beni asıl korkutan ağzımdaki devasa yaraktı. Ağa inlemeye başlarken, yarağı ağzımda titremeye ve döllerini fışkırtmaya başladı. Önce kafamı kaçırmak istesemde, ağanın başımı bastırmasıyla bütün döller gırtlağıma akmıştı. Bu arada arkamda 2 kişi daha döllerini içime bırakmışlardı.Ağa “daha götünün tadına bakmadık oğlum. Şunu yala da kalksın” dedi. Tekrar ağanın yarağını ağzıma aldım ve sertleştirdim. Ağa ayağa kalkıp kazık gibi duran yarağına oturmamı istedi. Ayağa kalkıp sırtımı dönerek yavaşça oturmaya başladım.

ankara escort

ankara escort

Gıçım kaygan olduğundan kafası rahat girmiş ama sopa gibi yarak gıçımı zorlayarak içime kayıyordu. Hafif ağrıya rağmen zevkten başım dönüyordu. Dibine kadar oturduğumda ağa kontrolü alarak alttan pompalamaya, ensemi ve omuzlarımı yalamaya, eliyle de sikimi tutmaya başladı. Diğer 3 kişi sırayla yaraklarını ağzıma sokup çıkartıyorlardı. Yaklaşık 10 dakika escort ankara pozisyonda sikiştik. 3 kişi çoktan döllerini yüzüme boşaltmışlardı. Çok geçmeden ağa içime boşalmaya başladı. Benim de aynı anda döllerim boşalmıştı.Banyoya girerek tekrar yıkandım. götüm yanıyor, ama hayatımın en zevkli dakikalarını yaşamıştım. Hapiste yattığım süre boyunca beni gerçekten kolladılar ve hemen hemen her gün siktiler. İstemiyormuş gibi yapmama karşın, müthiş zevk alıyordum. Özellikle ağanın yarağına müptela olmuştum.Şimdi dışarıdayım ve tekrar sikilmek istiyorum. Bu tecavüz bütün hayatımı değiştirdi. Ama kimseye açılamıyorum. Bir gün benim gibi düşünen bir dost bulup, hem sikmek, hem de sikilmek istiyorum.Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim…

 

3046 total views, 0 today

ankara escort kızları

Ankara Escort, Ankara Escort Bayan, Ankara Escort Tandoğan, Ankara Kızılay Escort, Çankaya Escort, Etimesgut Escort, Gölbaşı Escort, Mamak Escort, Rus Escort, Üniversiteli Escort 28 Ağustos 2016

ankara escort

ankara escort

Selamlar arkadaşlar, ya canım sıkılıyordu ankara escort hikayeleri okurken adresini fark ettim. Şimdi gençler ben 21 yaşındayım ve öğrenciyim. İki arkadaş öğrenci evinde yaşıyoruz. Sağ olsun komşularımız her hafta gün yapıyor ve bize de hamur işlerinden gönderiyorlar. Alt katımızda ki abla 40 yaşlarında dul ve kızıl saçlı bir kadın. Kadın biraz marjinal dövmeli falan bir tip. Sık sık alkol alır hatta ara ara bize bir gün gelinde beraber rakı devredelim ama gelirken rakı alın der gülerek. Bizde bazen arkadaşımla ulan ne  he şu kadını diye aramızda espri yapıyorduk. Bir gün arkadaşım Okan gel rakı alıp bu kadına gidelim bu kadında iş var bak görürsün dedi. Olum saçmalama kocaman kadın ne olabilir ki dedim. gel ortaklaşa rakı alalım gidelim dedi, hiç  olmasa bile içesim var benim sınavlardan önce dedi. Tamam lan dedim gittik 70 rakı aldık, eve çıkar  ablanın kapısını çaldık ve rakıyı göstererek akşam sendeyiz abla mezeleri hazırlarsın artık dedik gülerek. 9 gibi gelin hazırlık yapayım dedi.

ankara escort

ankara escort

Tamam dedik kabul etti kadın. Akşam gitmeden nolur nolmaz temizlendim iyice. Gece Nejla abla ben okan başladık sohbete rakı içmeye. Kadın bir dünya meze hazırlamış, ciğer, patates kızartması, yoğurt, şalgam suyu, çerez vesair. Şişenin yarısına geldik Nejla abla gençliğinde çok hızlıymış anılarını anlatıyor. Gençliğinde herkesle sikişmiş yani. Son 3 yıldır tık yok diyor gülerek. Okan Nejla ablaya sarkıyor kadında terslemiyordu. Okandan makas alıyordu yanaktan. Bir ara Okan elini Nejla ablanın memelerine atıyor ikisininde kafası güzel kahkaha atıyorlardı. Ardından bende yanlarına gittim ve Okan bir yandan ben bir yandan Nejla ablanın boynunu yalamaya başladık. Kadının tüyleri dikleşti nevri döndü. Çocuklar harikasınız diye inlemeye başladı kadın. İkinizide istiyorum sikin beni falan demeye başladı. Bunu aldık odaya götürdük. Bir güzel soyup Okan altına geçti bende arkasına. Okan alttan amına çalışırken bende arkasından götüne girmek için uğraşıyordum ki direk aldı. Kadını hem amından hem götünden sikiyorduk ve kadın zevkten kudurdu inlemeye başladı.

Tüm apartmanı ayağa kaldıracaktı. Bizde kadını çatır çatır aynı anda sikiyorduk gerçi. Okan alttan kalktı ve kadının ağzına yarrağını verdi. Bu sefer ben amından sikmeye başladım, bir saat boyunca kadını aynı anda siktik okanla. İkimizde suratına boşaldık ve kadın o halde uyuyakaldı. Biz apar topar eve çıktık. Bir hafta boyunca Nejla abladan ses soluk çıkmadı. Geçen gün yine rakı alıp gelin dedi, galiba amı kaşınıyor.

Balıkesir doğumlu olmama karşın ankara’da ikamet ediyorum. Sizlere anlatacağım hikaye son aşama gerçektir. Bundan 5 yıl önce iyi bir ailemiz ve iyi bir düzenimiz vardı. 3 kardeşiz Ben en küçükleriyim. 2 tanede abim var. Abilerim ozamanlar üniversite 3. Sınıfa gidiyorlardı. Bende lise son sınıfta sürünüyordum. Serdar diye bir erkek dostum vardı. Onunla her yerde sikişiyor ve sevişiyorduk. Bir gün okulda tuvalette bile sikiştik. Tenefüs arasıydı Kızlar tuvaletine çişimi yapmak için girmiştim çişim bitince geç kaldığımı zilin çalmış olduğunı fark ettim.
Sonra bir anda tuvaletin karşısına sevgilim serdar dikilivermişti derhal içeri girip eteğimi kaldırıp oracıkta beni sikmişti. Kısa kesiyorum çünkü gerçek hikayemi anlatacağım. Pazar günüydü yanlış hatırlamıyorsam minimumından okulun olmadığını biliyorum. Bizimkilerin hepsi dışarıdaydı ve eve geç geleceklerdi aslına bakarsan abilerim eve hafta sonları hiç gelmezdiler. Her neyse ben canım sıkıldığı için Serdar’ bizim eve çağırdım. Azgın köpek koşa koşa 5 dakikaka da bizim eve geldi. Sanki bizim evin oralardaymış benzer biçimde. İçeri girerken dikkat ettim siki deli benzer biçimde kalkmış resmen benim amcığımı istiyordu. Onu içeri aldım öperek. Dilimi koparacakmış benzer biçimde emdi daha kapıdayken. Neyse salonda biraz oturduktan sonrasında benim odama geçtik. 

ankara escort

ankara escort

Beni kucağına alarak taşıdı odama kadar. Orada altımda bulunan kısa şortu çıkartım. Tanga mı çıkarmadan arasından parmaklıyordu amımı. Bende onun kulaklarını öpüp zevkten çıldırtıyordum. Tangamıda çıkardı sonunda amımı ankara escort bayan sular gelinceye kadar yaladı sıra bendeydi bende onun yarağını yarağını, göt deliğini her yerini yaladım. Sikinden zevk suyu çoktan gelmişti bile. Bana hazırmısın diyordu her ağzıma alışımda. Tam hazırım diyecektim ki arkamdan bir ses hayır hepimiz hazırız dedi. Arkama döndüğümde arkamdakiler abilerimdi. Çok korkuyor ve üzülüyordum bu halde yakalandığım için. En büyük abim Serdarye gel buraya dedi ve bir tokat patlattı. Serdar yere düşmüştü. Öteki abimde serdaryi yerden kaldırıp arkası dönük bir şekilde yatağımdaki demire bağladı. Salondan sobanın yanından bir odun parçası getirip, bununla ne yapacağız betüş hanım biliyormusun diye sordu? Ben yanıt bile veremiyordum onlara. Odun parçasını Serdarnin göt deliğine gaslımün öünde soktular serdar çok ağlıyor ve ahhh diye bağırıyordu. Sonucunda serdarnin götünden kanlar gelmeye başladı. Minik abim kanları temizledi ve kocaman yarağını çıkartıp Serdarnin Götüne soktu. Serdar abi çok pişmanım sikmeyin beni diye yalvarıyordu fakat nafile ufak abim durmadan düdüklüyordu. Büyük abim yanıma gelip vayy Betüş kızımız büyümüşte yarağışiyor dedi. Ulan kaltak başka erkeklere varda bize yokmu diye bir tokatta bana attı. Saçlarımdan tuttuğu şeklinde yarağını ağzımın sonuna kadar soktu al kaltak dedi. Abimin sikini yalıyor zevkten dört köşe olşunu hayranlık ve şaşkınlıkla birlikte izliyordum. Bende hoşlanmıştım buarada bu işten. Abim sonucunda hazırız dedik ya kızım dön arkanı dedi. Ben domaltı amcığımdan sikti. kızlık bozma seks hikayeleri Bu arada ufak abim Serdaryi sikmeyi bırakmış yanımıza geldi bana banada yer varmı dedi. Bende istersen yer de delikte buluruz canım abicim dedim. Aslına bakarsanız adam götü ve bu büyük abinin götünü sikmekten usandım birazda seni sikiyim dedi ve oda göt deliğime girdi. Beni arada tost yapmışlardı. Ben ankara escort içinde zevkten dört köşe oldum ve boşaldım. Ardından ufak abim sonrada büyük abim boşaldı. Serdar  dönüp artık sen sikebilirsin dediler ve onu çözdüler. Serdar zor yürüyordu oracıkta bayılakaldı. Onu su ile uyandırıp yarım bıraktığın işi bitir bizden sana izin dediler. Serdar bu duruma çok kızmış olmalıki amına kodumun oruspusu herşey senin yüzünden başıma geldi seni öyle bir sikeceğim ki yaşamın mahvolacak dedi ve yanıma geldi. Ben aslına bakarsan bitmiş bir biçimde olduğum için onu zor zabtediyordum. Serdar durmadan ileri geri ileri geri beni sikip yarağını bir am deliğime bir götüme sokuyordu. Nihayetinde Serdarde boşaldı ve herkez dağıldı. Ogünden sonra her akşam 1 abime kendimi siktiriyorum. Ve hayatımdan da fazlaca memnunum. Haa Serdar mi? Son olarak İzmir Kordon boyunda karşılaştık. Kulağında küpe yanında kıllı erkekler vardı.

 

ankara escort

ankara escort

Okullar kapanmış olduktan sonra ailecek evde oturuyorduk babamgil kırıkkaledeki tarlaya gidicekerinin 1 hafta köyde kalıcaklarının söyledi bizde köyde bir şey olmadığı için evde kalmayı tercih ettik ertesi gün babamgil hazırlıklarının yapmış olup köy yolunu tuutlar bende babamgil gittiktensonra ablamda dısarı çıktı bende bilgisayarın basına geçip bizim kelin muslukçu pornosunu izlemeye basladım o sırada ablam evve geri dönmüş telefonunu unutmus bende ses oldugu için kapıyı duymadım ablamda birden odama girince sok oldu napıyorsun burada dedi bende utanarak sikimi kapatmaya calıştım babama der diye korktum neyseki ablamı ikna ettim ablama yanıma gelrek niçin öyle bişey yaptın dedi bende hiçbir kızla birlikte olmadım dedim güvenemedim dedim sonra ablam bana kimseye söylemezsen seninle berabeeeer olurum dedi bende derhal kabül ettim sonra annemgilin odasına geçtik ablamı soymaya basladım soydukça iyice.En sonunda ablam cırıl cıplak kaldı öpüşmeye basladım gögüslerinin okşuyodum memelerini yadıkça tahrik oluyodu sonrasında baçak arasının actım yalamaya basladım yadıkça ablam inliyordu bakiremisin diye sormuş oldum oda hayır dedi sikimim aagzına erdim bir süre böyle devam ettik tüm sprermlermim azcaına boşalttım oda hepsinin yuutu sonrasında amına yavasca soktum gidip geldikçe ablam inliyordu artık jet gibib sikmeye basladım ablam resmen cıglık atıyordu sikimi çıkartım ablamı domaltım götüne denedim olmadı biraz krem aldım deliğine sürdümw bıraz parmagımla yumusattıktan sonrasında sikimim sokmaya baslaıdm yarısını soktum birazcık bole bekledim sonra hepsinin birden kökleyince ablam bastı çıglıgıg escort ankara apartman tüm cadde duymuştur ablamın götünün yavas yavas sikmeye basladım sonrasında hızlandım ablam ve ben zevkten uçuyorduk içine birden bosaldım ablamı tekra r cevirdim amının yalamaya basladım sonra sikimim azgına verip yeniden gzına boşaldımmm böylece babamgil gelene kadar her gün seviştik babamgil gelmeye 1 gün kalada ablamı yeniden gümlettim

3818 total views, 0 today

ankara escort bayan sexs hikayesi

Akyurt Escort, Ankara Escort, Ankara Kızılay Escort, Çankaya Escort, Gölbaşı Escort, Rus Escort, Üniversiteli Escort 27 Ağustos 2016

ankara escort

ankara escort

Merhabalar Ben ankara escort bayan hilal sizlere sevgilimin askerlik hikayesini anlatmak istiyorum. Karakoldan her çıkışımda, içimden bir şeyler kopar gibi oluyor. 7 aydır durduğum karakol artık evim gibi… Ondan her uzaklaştığımda korku çöküyor içime, nedenini ben de bilmiyorum. Sanki hayatımın bütün bölümü burada geçmiş, burada doğmuşum ve burada öleceğim gibi bir his var içimde. Karakoldan çıkış yapıyoruz… Önde Özkan Asteğmen, sağında Mehmet Ali solunda Amasyalı Cihan arkalarında bizler. Konvoyu karşılamak üzere Dema Dağı’na pusuya gidiyoruz. Yolumuz uzun, 15 asker 1 komutan. Silahlar elimizde, çantalar sırtımızda… Önce Allah’a emanet, sonra kendimize…
Bir noktaya gelince duruyoruz. Operasyon bölgesi burası olmalı. Kendimize mevzii seçiyoruz. Seçtiğimiz yerin üstünden kuşlar uçuyor. Keklik bunlar… Mehmet Ali, sesleniyor, “kekliğin yuvası var burda.” Yanına gidiyoruz. Evet yuvada üç tane yumurtası var kekliğin. Anne keklik bir türlü geri dönmüyor. Mehmet Ali, yumurtaları hemen pamuklara sarıyor. “Ne yapacaksın bu yumurtaları, yiyecek misin?” diye soruyorum. “Hayır, sıcaklığını koruyabilirsem, keklik civcivlerimiz olur. Anne kekliği uçurduk. Vicdan azabı çekiyorum.” Operasyon devam ediyor. Mehmet Ali, yumurtaları pamuğa sarıp üstünü gazlı bezlerle bantlıyor. Aklınca civcivler ölmeyecek. Bu arada sanki dağlara meydan okurcasına ilerliyoruz. 40-50 dakika ilerledikten sonra Tim Komutanı çök işareti veriyor. Mehmet Ali, “oğlum üç şehidimiz var” diyor Yanıma gelen Mehmet Ali, “oğlum üç şehidimiz var” diyor. Ben, “hadi lan ne şehidi?” diyorum gayrı ihtiyari. Tam bir tevekkülle “la yumurtaların üçü de kırılmış oğlum” diyor. Önemsiz bir şeymiş gibi yapmak istiyorum: “kola kutusunu fazla sallamışsındır.”
Keklik yumurtalarının kırılmasından işaretler alan Mehmet Ali’yi teselli etmeye çalışıyorum: “Boş ver, canın sağ olsun devrem, keklik gene yumurtlar, biz onu yemle besleriz, sen kafanı takma.” Karakol artık gözükmüyor… Gideceğimiz yere de yaklaşıyoruz. Her yarım saatte bir çök veriyoruz. Geçeceğimiz tepenin yamacına öncüler gidip bakıyorlar. 3,5 dakika araziyi gözetleyip, temiz olup olmadığına bakıp ilerliyoruz. Ve gene çök verdi Tim Komutanı. Mehmet Ali’yi çağırdı komutan. Artık gideceğimiz tepe gözüküyor, tepenin yanından konvoyun geleceği yol da gözüküyor. Tepede eskiden kalma bir iki mevzii var. Yola hakim olan tepenin arkası gözükmüyor. Tepeye yaklaştığımızda Komutan, Mehmet Ali’yi ve Cihan’ı yanına alarak önden gidiyor. “Siz yamaçta kalın” deyip, bize de mevzii yeri gösteriyor.Arka tarafı emniyete almak için, tepeye doğru ilerlemeye başladılar. Komutan, Mehmet Ali ve Cihan… Onlar tam tepeye varmadan kıyamet koptu.
Biz alt tarafta kaldığımız için, ilk mermide ateş edemedik. İlk ateşi yiyen öncüler oldu ama gene yılmadan karşılık veriyorlar. Bir grup da, bizim tam karşı yamacımızdan bize ateş etmeye başladı. İki taraftan ateş yiyoruz. Yukarıda ne olup bittiğini bilmiyoruz. Devamlı karşılıklı silah sesleri geliyor. Bizi de önümüzdekiler rahat bırakmıyor, biz de onlara karşılık veriyoruz. Neticede yukarı yardıma gidemiyoruz. Hedef küçültecek bir yer yok, sürünerek bile gidemiyoruz. Bir ara bir feryat yükseldi. Biri bağırıyordu, acı bir sesle… “Allahım, inşallah bizimkiler değildir” dedim içimdin. Komutan, Mehmet Ali ve Cihan… Aklımız yukarıdakilerde, üç kişi üstümüzde çatışıyor. Ve biz daha kalabalığız ama yardıma gidemiyoruz. Karşılıklı silah sesleri, giderek kesildi. Yukarıdan hiç ses gelmiyor. Orda hayat durmuştu sanki. Artık ne bir feryat, ne de bir silah sesi geliyor… Karşımızdaki grup gözükmüyor… Ateşe de karşılık vermiyorlar.

Bizim Konvoy yaklaşıyon oyun geldiğini görüp ateşi kesmişler. Konvoyu pusuya düşürmek için ateş etmiyorlar, sesten ürkmesinler diye. Biz konvoy yaklaşınca, karşı tarafa seri şekilde ateş ettik. Konvoy pusudan kurtuldu. Bu sefer, onlar konvoya ateş etti. Konvoydan gelen ateşle beraber, ateş üstünlüğü sağladık. Biraz da konvoy, Apocular’m görüş mesafesine ters.  planı bozuldu.  kayıp veriyor, iki taraftan bastırıyoruz..ankara escort m karşımızdaki grup dağıldı. Komutan, Mehmet Ali ve Cihan… Yukarı sessizdi, biz daha fazla dayanamadık. Osman hedef küçülterek tepeye doğru sürünmeye başladı. Biz de o tarafa doğru silahların namlularını çevirdik. “İnşallah arkadaşlarımız sağdır” diye mırıldanıyorum kendi kendime. Tepeye sızan Apocular, taciz ateşine başladılar. Fakat biz onlara karşılık verince, bir daha ateş etmemek üzere sustular. Osman, ateş yağmuru içinde sağa sola zıplayıp kaçıyor. Osman, adeta mermilerle dans ediyor. Onun yara almaması, Allah’ın işi. Biz karşı tarafı susturunca, Osman da rahat bir şekilde mevzi alıyor.
Silahlardan çıkan barut kokusu, ortalığı sardı. Boş kovanlar etrafımıza dağılmış. Tepeye gitmeye hiç birimizin cesareti yok. Osman tepeye daha yakın, sürünerek tepeye doğru ilerliyor. O ilerlerken ben ve diğer arkadaşlar onu takip ediyoruz. Komutanımız, Mehmet Ali ve Cihan, şehit düşmüşlerdi. Osman tepeye varrnca, geri dönüp tanımsız bir şekilde bakması, bize her şeyi anlatıyordu. Komutanımız, Mehmet Ali ve Cihan, şehit düştüler. Önce ağlayamadım, dilim damağım kurudu. Onları bu şekilde görmeyi, hiç düşünmemiştim. Sonra ağlayarak sarıldım onlara. O asil kanları, ellerime bulaştı. Mevzii kan gölü olmuş. Önde komutanımız, arkada Cihan ve en geride Mehmet Ali var. Tam karşı tarafta var. Onlar da cansız yatıyor. Bu bölümü anlatacak kelime yok.
Sanırım yarım saat sonra, destek timleri bölgeye yardıma geldiler. Konvoyda kayıp yok, karşı tepedeki Apocular da ağır kayıplar var. Mg-3 üzerine düşen her damla göz yaşım, bana Tim komutanımı, kuşlar gibi uçmak isteyen can dostum Mehmet Ali’yi ve Amasyalı Cihan’ı hatırlatıyor. Ve ben, on aydır ekmeğimi, suyumu paylaştığım dostlarımı, silah arkadaşlarımı koruyamamıştım. Onlar göğüs göğüs’e çarpışırken, ben yardımlanna gidememiştim. Güneş her zamanki gibi, karakolun boyalı pencereleri­nin arasından koğuşa sızıyordu. Her şey normal,
Görev emri almıştık… 60 yaşlarında bir köy koruyucusu, karısını ve karısının dostunu öldürüp, dağa kaçmış. Aylardır da yakalanamıyormuş. Mevsim kıştı… Köy Korucusu, kış şartlarına daha fazla dayanamamış köye akrabalarının yanına inmiş. Biz, böyle bir istihbarat almıştık. Önce bölgeye yakın bir jandarma karakoluna gideceğiz. Oradan da akşam bölgeyi bilen rütbelilerle, köye baskın yapıp katili yakalayacağız.
Operasyon öncesi, bu sözlere bayılıyorum. Sanki göreve değil, çatışmanın tam ortasına eğlenmeye gidiyormuşum hissi veriyor bana. Bazen kendi kendime soruyorum, Türklük dedikleri şey bu mu acaba?

Her timin kendi şoförü var. Bizim şoför Hasan’ı, başka yere göndermişler. Yerine acemi birini vermişler. Hasan’a alışmıştım, her operasyona beraber giderdik. İyi de şofördü, çok tehlikelerden kurtarmıştı bizi.

Araçlar, bölükten çıkış yaptı. Muş’a doğru ilerliyoruz… Yol gittikçe, ölü bölgeye düşüyor. Sarp kayalar, sanki üstümüze düşecek gibi… Araç ilerledikçe yolun durumu daha açık görünüyor. Yolun sol tarafı tam bir uçurum.. Şoför bir metre sağa kırsa, aşağıda parçamızı bulamazlar. Şoför korkuyordu, hareketlerinden hissettim. Önce “sakin ol korkma” deyip teselli etmeye çalıştım. Çocuk hem acemi hem de ilk defa göreve gidiyor. Çocuğa kızıyorum ama o an ona ihtiyacımız da var. Bu yüzden susuyorum.

Devamlı “sakin, yavaş, dikkatli ol” deyip, onu sakinleştirmeye çalışıyorum. Bu sırada o bana abi korkuyorum’ deyince, artık kendimi tutamadım. “Ne korkması lan” deyip kızdım.Ama sakin olmam gerekiyordu. Hava kararmaya başladı. Hafiften çiselemeye başlayan yağmur, yolu iyice kayganlaştırdı. Çamur sanki bizim landtı uçuruma sürüklüyor. Land sağa sola kaydıkça, Allah’a yalvarıyorum. O an, ondan başka kimse bize yardım edemezdi. Yaklaşık 2 buçuk 3 saatlik bir yoldan sonra, “hadi oğlum, hadi aslanım” diyerek yolu tamamladık.

13 aydır çatışmalarda dökmediğim ecel terlerini, bu yolculukta döktüm. Jandarma karakoluna vardığıma, hiç bu kadar sevinmemiştim. Land durduğunda, şoför de kendinden geçmişti. Eli ayağı titriyordu. Onun için de kolay değildi, 7 can taşıyordu. Hava karardı, karanlıkla beraber yağmur da hızını arttırdı. Yağmur ve çamur ikilisi, bize karşı yine birleşti. Bir buçuk saat karakolda kaldıktan sonra, karakoldan çıkış yapıyoruz. Tekrar Landlara binerek köye doğru yola koyulduk. Bu sefer yol, öncekinden daha kötü. Allah’tan şoför değişti. Araçlar ışıkları kısarak, yolun üzerindeki mezraya yaklaştı. Landlar durunca, atlayarak sağa sola dağıldık.

Yanında durduğumuz evden biri çıktı, sakallı, zayıf bir adam… ankara escort  devam edeceğiz..Sakallı adam, üzerine bir panço alarak, bize karıştı. 3. tim önde, bizim tim arkada, karanlığa doğru ilerliyoruz. Ben her zamanki gibi en arkadan geliyorum. Yağmur, çamur ve karanlık, isyan bayrağını çektiriyor. Bir saat kadar ilerledikten sonra, su sesi geliyor. “Yok yok” diyorum, “bu havada sudan geçilmez” ama su sesine, gittikçe yaklaşıyoruz.

Su sesine yaklaştıkça içimdeki yoklar da bitiriyor. “Aman Allah’ım, dereden karşıya geçeceğiz.” Ön taraftaki arkadaşlar, sudan geçmeye başladı. Derken ben de suyun içinde buldum kendimi… Su, bacaklarımdan yukarı doğru çıkıyor. Su, buz gibi…

Silahlar yukarda… Suyun içinden, silahları birbirimize uzatarak geçtik. Belden aşağımız, sırılsıklam oldu.
O ara, askere gelmeden önce imrendiğim sat komandoları geldi aklıma. “Al işte” dedim kendimce, “al sana sen de sat komandosu oldun” dedim.

Yağmur, çamur, su… Kime, neye kızayım bilmiyorum. Köye yaklaştık. Ortalık, evlerin ışıklarıyla biraz aydınlandı. Yanından geçtiğimiz eski bir evin kapısı, aniden açıldı. İçerden çıkan karaltının üzerine silahı doğrulttum. Elinde su bidonu, esmer genç bir kadın. Korkmuştu, konuşamıyordu. 3-5 saniye o kocaman gözleriyle bana baktı. Kadının zararsız olduğunu anlayınca, namluyu ondan başka tarafa doğrulttum, çıktığı kapıdan hızla içeri girdi. Meğer benimle birlikte bizim çocuklar da arkamdan kadına namluları doğrultmuş. Arkamı döndüğümde, çocuklar bana bakarak “hadi” dediler “devam.” Arkayı ikilemişiz. Can dostum Yusuf, tek gelmeme dayanamamış, o da ardımda…

Katil Köy Korucusunun olduğu sanılan 2 evin etrafı sarılmış, çök’te bekliyorduk. Önden beni çağırdıklarını söyle­diler. “Niye ben?” diye şaşkınlıkla, eğilerek bölük komutanının yanına doğru ilerledim.
Bizim timden yanıma üç kişi aldım. Karşımızda iki ev var. Biz, iki evin arasından sürünerek arkalarına geçeceğiz. Evin camlarında perde yok. Ara sıra cama gelerek, dışarı bakıyorlar. Sürünerek biraz ilerledim. Cama biri yaklaştığı zaman duruyorum. Sürünürken her tarafım çamur oluyor. Çamur ağzıma da giriyor, tükürüyorum. Şimdi suratımı merak ediyorum. Adam camdan bakıyor ama daha bizi fark etmedi. Adam camdan uzaklaşınca, tekrar sürünmeye başladım. Eve doğru geldikçe hızlandım. Evin dibine gelince duvara sırtımı yaslayarak durdum. Sessiz olmalıydım en ufak bir ses, bütün çileyi boşa çıkarabilir. Bunu yanındakiler de en az benim kadar biliyor. Telsizle bilgi verdim ve beklemeye başladım.

Telsizin sesi çok kısık. Oradan operasyonu takip ediyorum. Herkes aynı anda içeri girecek ama en kritik yerde biz varız. Buradan biri kaçarsa ya da kaçmaya kalkışırsa, o zaman ne olurdu ben de bilmiyorum… Telsizden beklenen anons geldi. Planlandığı gibi, büyük bir hızla evlere girdik. Evler arandı ama koruyucu bulunamadı. Arkadan da kimse çıkmamıştı, adam yoktu ya yanlış istihbarat alınmıştı. Belki de adam bizi fark etmişti. Telsizden “toplan” emri geldi. Bir evin çatısında toplandık. Bizimle köye baskına gelen köylü, katil köy korucusunu daha öğlen gördüğünü anlatıyordu komutanlara. Bir ara benim yanıma geldi. Bende de telsiz olduğu için, “komutanım buralardadır” dedi. “kim” dedim, “koruyucu” dedi. “Hadi lan, madem burada, hani nerde? onu da söyle… Benim için öğlen selam verdiği kişiyi, akşam ispiyonlayan biri, başından defedilecek biriydi.

Görev bitmişti, adamı bulamamıştık. Yere yattığımız, süründüğümüz, yediğimiz çamurlar yanımıza kar kalmıştı. Landlara bindiğimde can dostum Yusuf seslendi:
Yusuf, bana şaka yapıyor zannettim. Ama elinde gerçekten ceviz sucuğu var. Hemen üstüne atladım. Onca rezilliğe rağmen, dağ başında ceviz sucuğu bulmamız, beni mutlu etmeğe yetti. Ayrıca hepimizin sağlığı yerinde. Bundan güzel şey var mı dünyada? Üstelik ellerimizde cevizli sucuk… Sonradan öğrendim, cevizli sucuk, komutanımızın ikramı imiş… Bu operasyonun adı yola çıkarken ‘Katil Köy Korucusu Operasyonu’ idi. Dönüşte sadece cevizli sucuk kaldı aklımızda, operasyonun adını ‘Cevizli Sucuk Operasyonu’ koyduk…
Aylardır karakolun etrafındaki tepelere, patikalara pusu atmaktan sıkılıyor insan… Her gün aynı olayların hayalini kurmak, birinin karakola sızmasını düşünmek, acaba nerden roket gelir, nerden yaklaşırlar, nasıl sızarlar diye her gece düşündüğümüz taciz planları…
Hep biz onları bekledik…
Aslında hep istemişimdir bir Pkk kampına sızmak, elimde dizdiğim 7-8 el bombasını onların mevzilerine atmak, onlara baskın yapmak ama nasip olmadı. Yaklaşık 1.5 aydır karakolun yakınındaki tepelere, patikalara gece-gündüz pusu atıyoruz, bazen ‘ya Pkk da gelmiyor’ deyip dalgaya alıyorduk.
Karakol komutanı, nadir pusu attığımız Domuz Tepe’ye pusu atacağımızı söyledi. Sabah karakolun 700 metre ilerisindeki hendeklere gidip gözetleme yapıyorduk. Karşımızda her zamanki gibi sarp kayalar, ağaçlar, patikalar, normal bir doğu görünümü… Bazen keçiler ve koyunlar geçer. Bir de gökyüzündeki yolcu uçakları, uçak gözden kaybolana kadar bakardık. Karakola dönmeyecektik. Bunun nedenini ben de anlamamıştım. Aylardır kendimce teori kurmaktan sıkılmıştım artık. Şuradan gelirler, buradan ateş ederler. Gerçi gündüz vakti kim gelirdi ki, ara sıra gözcüler mevziiden etrafı gözlüyordu, her şey normaldi.
Her şeyin normal olduğu gün, sağımıza solumuza düşen mermiler bozmuştu. Hemen tam siper alıp, ateşin geldiği yöne doğru ateş etmeye başladık. Ama karşı taraftan gelen doçka sesleri şaşırtmıştı beni. Bir ara Tim komutanıyla göz göze gelince doçka olduğunu onun gözlerinden anlamıştım. Karakol 7 aylık suskunluğunu bozmuştu. Hem de gündüz ve Doçkayla… Ama biz onlara karşılık verirken karakoldan da ses gelmiyordu. “Bir ara duymadılar mı acaba?” dedim. G-3 olsa neyse dokçaydı bu, duymuş olmaları lazımdı. Doçkayla birlikte, uzun menzilli Kannaslar’la da bizi yüklüyorlardı.
Taciz yerini artık bire bir çatışmaya döndürmüştü. Karakol nihayet 120’lik havanları davar sırtına atmaya başlamıştı. Onunla birlikte, uçaksavar da ateş ediyordu. 120’lik havanlar karşı tepeyi yoklayınca, sıkıntılı dakikalarımız bitmişti. Bizim tim de karşı tarafa doğru, rahat ateş etmeye başladı.
Ateş üstünlüğü, karakoldan gelen destekle bize geçmişti. Pkk susmuştu. Karşılık gelmeyince onlar da kayalıklara saklanmış ve bize hedef kalmamıştı. Karakolda havan ve uçaksavar atışını kesmişti. Bu sefer Apocular saklanıyordu, kafalarını kaldıramıyorlardı. ‘Baskın basanındır’ lafı da o saatte tarih olmuştu bence. Karşı taraf ateşi kestikten sonra gözden kayboldu. Kayalıklar onlar içindi. Sanki her zamanki işlerini kusursuzca yerine getirmişlerdi, kaçmışlardı.
Mermi sesleri kesildikten sonra, jarjör değiştirirken etrafa bıraktığım boş jarjörleri, hücum yeleğime yerleştirmeye başladım. Mermim azalıyordu, akıllıca hareket etmeliydim. Gerçi karakol yakındı ama ben elimdekiyle yetinmeliydim. Susamıştım, çantam hendeğin köşesindeydi. Sürünerek hendeğin köşesine doğru ilerledim. Çantamı açtım ped şişeyi çantamın yanındaki yerinden çektim. Suyu yan tarafa doğru dikerek içmeye başladım. Tam karşımda bizim tim çavuşu, bana bakıyordu. Suratındaki kanlar, mevziiye dökülmüş hiç kımıldamıyordu. Ben de dona kalmıştım. Suyu yere bırakıp ona doğru sürünmeye başladığımda, kımıldamaya başladı, yaşıyordu. “Lan su getirsene salak, sabahtan beri sana bakıyorum su getir” diye bana bağırdı. Suratındaki kandan haberi yoktu, “lan suratın kan ne oldu sana?” dediğimde ne kanı deyip elini suratına sürdü.
Kanı görünce, bir an yüzü ekşidi. Elimle kafasını yokladım, küçük bir yara vardı. Oradan akan kan, suratını kaplamıştı. Sonra “alnın kanamış oğlum” deyip güldüm, “uyuz itin yarası eksik olmaz” dedim. Çavuş sonra hatırladı. “Yanıma komutan geldi sürünerek, o esnada anlım acıdı bir anda. Ama çatışmanın etkisinden anlamadım. Büyük ihtimalle boş kovan gelmişti” dedi. Hemen suyla suratını temizledim, kanı gören tim panik yapmasın diye. Çavuşun küçük kovan çarpması dışında başka yarası yoktu. Tim Komutanı herkesi tek tek dolaşıyordu, “zayiat var mı yok mu?” diye. Komutanın her zaman “Allah’a şükür atlattık” deyişi her zaman hoşuma gitmiştir. Havan sesi, doçka sesi bitmiş yerini hayat kendini sessizliğe bırakmıştı.
Artık çatışma bitmiş, kaçanlar kaçmıştı, her zamanki gibi. Yerimize başka bir timin gelmesiyle, biz hızla ve eğilerek hendekleri boşalttık. Karakola geldiğime hiç bu kadar sevinmemiştim. Acıkmış ve susamıştım… Karakolun ışıkları sönüktü her zamanki gibi. Biz ihtiyaçlarımızı giderdikten sonra hazır kıta beklemeye başladık. Hava karardıktan sonra hiçbir olay olmamıştı. Biz hazır kıta beklerken, bazıları çatışma anılarını büyük bir heyecanla birbirine anlatıyordu.
Bizim çocuklardan biri, “Pkk bir karakolu basarken, havanlarla saldırmış” filan dedi. Ben de “yok daha neler, tank filan da gelmiştir” deyip dalgaya almıştım. Evet o sallıyordu. O da bunun farkındaydı. Ama yalanını yutmak istemiyordu. O ara karakol komutanı içeri girdi, “ulan millet dışarıda pusuda, sizi koruyor. Siz burda laf ebeliği yapıyorsunuz. Size ne ? adamlar tankla gelir, topla gelir. Siz onlara nasıl karşılık vereceğinizi düşünün” diye bizi sertçe azarladı. Biz her zamanki gibi, kafalar önlere eğik, düşünme pozisyonu geçtik. Biz o ara hiç konuşmadık. Fırçayı da yiyince susmuştuk. Sabaha karşı hava aydınlanmadan nöbet değişimi oldu. Karşı tepeler gözükmüyor, ordalar mı gittiler mi bilmiyorduk. Hava aydınlanmaya başlamıştı… Güneş insana vurdukça sanki üzerinde buz varmış da çözülüyormuş gibi oluyordu.
Sabah olmuş gün ağarmıştı, artık dürbünle karşı tepeyi yokluyorduk. Ama görünürde hiç bir şey yoktu, gitmişlerdi. Artık sırayla uyumaya başlamıştık. Biraz dinlenmiş, nöbet değişimi yapıyorduk. Güneş tam tepemizdeyken uyku haramdı bize. Gece sivrisinek, gündüz karıncalar… Tabi onların da teröristlerden az kalır yanı yok. Bir ara şeker getirip, uzağa döküp karıncaların dikkatini o tarafa çekiyorduk, işe de yarıyordu aslında. Saatler ilerledikçe tepelerin her karesi dürbünle izleniyor, gözcünün son sözü yine “temiz” oluyordu. Ve havanlar patlıyor! 100-150 metre sağımızda, sanki deprem oluyor gibi Domuz Tepe sallanıyordu. İlk defa havan mermisinin hedefi bizdik. Bizim arkadaşın akşam salladığı hikaye gerçek olmuştu. Ve biz de bu hikayenin kahramanlarıydık şimdi. Havanı yiyince şaşırdık, siper aldık ama nereye ateş edeceğimizi bilmiyorduk. Sadece havan geliyordu, silah veya doçka sesleri yoktu. Sağımıza solumuza, önümüze arkamıza havanlar iniyordu.
Derken bizim karakoldan havanlara karşılık geldi. 20-25 dakika sürdü çatışma. Allah’tan bize denk gelmedi havanlar, şehit vermedik. Bu 25 dakika bize bir asır gibi geldi. O an ne yapacağımızı bilemedik. Normal çatışma eğitimi almıştık, pusu eğitimi almıştık. Ama havandan kaçma eğitimi almamıştık ya da biz hatırlamıyorduk. Havanlar susmuştu. Onlar da bizimkiler de havanı kesmişti. Bizim ağır silahlar, onların olduğu yerleri yokluyordu. Ama kayalıklar buna müsaade etmiyordu. Kaçmışlardı gene her zamanki gibi. Bir an içimden bu karakol mantığının saçmalığı geçti. Açık hedeftik, böyle. Bu mantık teröristlere avantaj sağlıyordu. Ben dağda bayırda, tıpkı onlar gibi yaşamaya razıydım.
Arkadaşlardan biri, “komutanım bunlar dün doçkayla bu gün havanla geldiler yarın tankla da gelirler” dedi. Komutan gerilla savaşının tank aşamasına gelemeyeceğini, büyük silahın onlar için avantaj değil dezavantaj olduğunu söyledi. Anladım ki, bizim karakol gibi, tank da onlar için açık hedef olmak demekti. Ben komutandan, daha gaz verici bir cevap bekliyordum. Aklı başında bir yorum geldi.
Güneş gene her zamanki gibi dağların arasından bize “elveda” diyordu. Artık daha da yorgunduk. Uykusuzluk gözlerimizi kızartmaya başlamış ve açıp kapadıkça sanki içinde iğne varmış gibi batıyordu göz kapaklarımıza. Yorgun düşmüştük, sırayla birbirimizi dinlendirmeliydik. Havanın da kararmasıyla nöbet değişimi olmuştu. İhtiyaçları giderdikten sonra sırayla uyku, nöbet, hazır kıta, çatışma anıları… “Devrem havanın sesini duydun mu?” muhabbetleri, sabaha kadar sürdü. Bazen komik anılar, yanlış yere ateş etmeler… Mesela çatışma sonu anıları çok olur, çok anlatılır. Ama bir çatış­mada şehit verilmese, o çatışmadan kimse bahsetmez.
Böyle zamanlarda eski resimlere bakmama ve sivil hayatı düşünmeme kararı almıştım kendimce. Bir ara kendi yüzüme bakmaya karar verdim. Dolabın kapağındaki aynaya bakarken, bizim aile resmi, annem, babam ve kardeşim gözüme takıldı. Onları görünce duygulanıyordum, gözlerim doluyor, dilim damağım çekiliyordu. Sanki bana bir şeyler söylüyorlardı, hepsi gözlerimin içine bakıyordu. Annem, kardeşlerim canlı gibiydiler. Resmi öptüm, dayanamadım ağlamıştım. Resmi tekrar aynı yeri­ne koydum.
Anam, “şu çocuğu askerdeyken gidip izlemek isterdim” derdi. “Nasıl adam oluşunu görmek isterdim.” Ona her bakışımda, “işte adam oldum ana” derdim kendimce. Evet özlemiştim, her gün üzerimden mermiler geçerken aklıma geliyorlardı. Ama ben başka şeyler düşünerek, ak­lımdan atıyordum onları. Sonra dolabın kapağını, sert bir şekilde kapattım. “Duygulanma zamanı değil” dedim, kızdım kendime. Millet pusuda sen nostalji yapıyorsun. Burada yaşadıklarım kendi kendime konuşmayı öğretmişti bana. Gece uzun olmuştu, uykusuzluk ve yorgunluk… Her 2 saatte gelen nöbet, her an çatışma ortamının olması kötüydü. Bazen “ulan basın basacaksanız, gelin artık” diyorum. Gözlerim dayanamıyor ama ben onları zorluyordum. Buradaki bir hata, tüm karakola mal olabilirdi. Tüm karakol da, bunun farkında idi.
Uzun bir gece sonunda sabah olmuştu artık. Karakola her gittiğimizde görüp de yalamadığımız koğuş ve ranzalar, gözümüzde tütüyordu. Bazen insan, “1-2 saat yatakta yatmak için neleri vermezdi” diyordum. Yatak ve yastık, sıcak bir duş, deliksiz bir uyku, gözümüzde tütüyordu. Artık taciz sona ermişti. Biz gündüz mevzilerde, her zamanki gibi sırayla uyuyor ve dinleniyorduk. Her şey normale dönüyor gibiydi.
Yıldızlar sanki üstümüze düşecekmiş gibi
Karşı tepeler boş ve sakindi. Biz bir ara artık tepelere değil, gökyüzüne bakıyorduk. Belki “bu sefer, uçakla filan gelirler” diye dalga geçiyorduk. Aslında 2 gün önce havan dalgası gerçek olmuştu, ama uçak tam dalgaydı. Akşam olmuş gene karanlık çökmüştü. Akşam yemeğini yedikten sonra, nöbete gitmeden önce ne zamandır içmediğimiz çay, bize ilaç gibi geliyordu. Pusu vardı gene… Bir mevziide birden fazla asker olduğundan, ikisi gözetler, diğeri yatardı. Uyuma sırası bana gelmişti. Kafamın altına bir taş alarak gökyüzüne daldım. Etrafta ışık olmadığından, yıldızlar sanki üstümüze düşecekmiş gibi geliyordu.
Gecenin ilerleyen saatlerinde,  tekrar taciz atışına başladı. Karşı tepelerden mermi yağıyordu. Karakolda kıyamet kopmuştu… Bu sefer normalden daha kalabalık gelmişlerdi. Çünkü çok yerden namlu ışığı geliyordu. İzli mermiler, havalarda uçuşuyordu. Mermiler bir o tarafa bir bu tarafa… Gökyüzü adeta karnavala dönmüştü. Bizim sol çaprazımızdan bir namlu ışığı görünüyordu. Gittikçe yakınımıza geliyordu. Seri şekilde taradım bölgeyi, Pkk bir taraftan taciz yapıyor, diğer taraftan da sızıyorlardı. Her baskın bizim için bir tecrübe oluyor. İlk merminin şokunu atlatınca, geriye sadece sızmayı engellemek kalıyordu. O gece bizim uçaksavara görevinin hakkını vermiş, karakola kimseyi yaklaştırmamıştı. “Helal olsun dedim” içimden.
Yanımdaki arkadaşım Kayserili Ali’nin, “ulan senin daşşağını yiyim uçaksavara” deyişi, güldürmüştü beni. Silahların sesleri, saatler ilerledikçe azalmaya başladı. Apocular şimdi, kaçış planını uyguluyorlardı. Her zamanki gibi yanımızdaki mevzilere sorduk, “var mı bir şey?” Hemen cevap gelmese, tedirgin oluyorduk. Hemen “yok” dedikleri zaman, dünyalar bizim oluyordu. Bana sordukları zaman, çabuk cevap veriyordum “zayiat yok” mesajını. Çünkü ben de hep bu mesajı almak istiyordum. Ama karakolun içerisinde bir inilti sesi geliyordu. Ahmet arkadaşımız yaralanmıştı. Üzüldük ama daha sonra önemli bir şey olmayınca sevinmUzun geceler atlatmıştık… Ve her gün olan tacizler, bizi yorgun düşürmüştü. Biz yorgunluk hissetmiyorduk ama vücut kendini bırakıyor, biz onu zorluyorduk. Güneş gene kendini, Davar Dağı sırtlarından göstermeye başlamıştı. Bize, “günaydın” der gibiydi. Güneşi gördüğüme her zamanki gibi gene sevinmiştim. Önce karakolun çatısına isabet eden güneş, biraz vakit geçince mevzilere. Daha sonra toprağa düşüyordu, ısınıyorduk. Geceleri soğuk oluyordu. Her ne kadar yaz olsa da dağda gece ayaz oluyor. Taciz sona ermişti karakola çekildik. Karakolda sabah kahvaltısı yapmak bana, evdeyim havası vermişti. Artık her şey bitmiş gibi geliyordu bize. Ama Pkk hala dağda ve her an bize tacize başlayabilirdi.
Aradan bir hafta geçti. Taciz yediğimiz tepelere, keşfe gidiyoruz. Kayalıkların arasından dikkatli bir şekilde ilerliyoruz. Sanki hepimiz profesyonel askerler gibiydik. Derken iki kayanın arasında dehşet bir manzarayla karşılaştık. Kayanın arası kan revan olmuştu. İnsan parçacıkları, insanın midesini kaldırıyordu. Etrafta havan mermisinin isabet ettiğine dair izler vardı. Büyük bir ihtimalle, birine havan isabet etmişti. Yoksa bu, mermi işi değildi. Daha sonra bölgeye yakın bir köye gittik. Köyde karakola tacizde bulunan grupların, çok sayıda kayıp verdiklerini öğrendik. Hatta bir kadın teröristin kafasına havan düştüğünü söylediler.
Evet o gördüğümüz dehşet manzara, bu kadın teröriste ait olmalıydı. Bir an bu yaşananlara anlam veremedim. Bu vatan hepimizin ortak vatanı değil miydi? Bu yaşananlar niye yaşanıyordu? Bu kadın niye kendi askerine kurşun sıkıyordu? Yazık olmadı mı bu genç yaşta ona? Ama bu düşüncelerin çatışmada yeri yoktu. Kardeşlik, insanın canına kast edene kadar sürebilirdi. Öldürmek isteyen elbette de öldürülecekti… Bunun başka çaresi de yoktu..
Bilmiyorum başka diyarlarda da var mıdır, böyle vatanı uğruna ölüme meydan okuyan insanlar. Yirmi yaşına gelmiş, ömründe silah dahi görmemiş insanlar… Bu gençler, bu çocuklar, ‘Peygamber Ocağı’ denilen yere varınca hepsi birer dağ kesilir, canavar olurlar Allah’ın izniyle… Hani ‘Her Türk Asker doğar’ sözünü doğrularcasına…
Körpecik bedenleriyle sarılırlar silahlara, çarpışırlar dağlarda, yeryüzüne meydan okurcasına…Ölüme gidenler değil, arkada kalanlar da böyledir. 20 yıldır gözü gibi baktığı evladını vatan için askere gönderen ve evladının şehadetinde “Vatan Sağolsun” diyebilen analar, babalar, sevgililer…
İlkbahar yaklaştıkça Şırnak dağlarına operasyon hazırlıkları başlar. Hain avına çıkarlar Cudi’ye, Gabar’a, Düğün Dağı’na. Hainin olduğu her yere, dağa, taşa operasyon başlar. Her asker sanki dağlara meydan okurcasına koyulur yollara, elinde silahı, sırtında çantası, gönlünde vatan aşkı. Yusuf diye bir arkadaşım vardı, pehlivan gibi. Hani öyle üç beş çakala pabuç bırakmayacak sözde değil özde delikanlı bir adam. Operasyona gidiyordu 35 kiloluk sırt çantası sırtında, elinde g3 piyade tüfeği. Vedalaştık belki de son defa görecektik birbirimizi.

Onlar yola koyuldular, bize yakın bir yere pusu atacaklardı. Biz de bütün gece hazır kıta bekleyecektik. Saat 12’ye yaklaşmış ve gözetleme sırası bana gelmişti. Her şey normaldi, yıldızlar her zamanki gibi parlak, gece her zamanki gibi sessizdi. Sessizlik, Pkk’nın hain taciziyle bozuldu. Yaklaşık kuş bakışı 15 km ileride pusu atan arkadaşlarımıza taciz başlamıştı. Çatışma başlamıştı gözümüzün önünde. Silahlar konuşuyordu adeta. G3’lerin sesini mg3’ler bastırıyor, ara sıra el bombaları patlıyordu. Çarpışıyorlardı Yusuflar, Aliler, Mehmetler… Biz her ne kadar kendimizi parçalasak da elimizden bir şey gelmiyordu. Dinliyorduk sesleri ve dua ediyorduk Allah’a sağ salim gelsinler diye.

Sesler kesildi nihayet. Daha 5-6 saat önce pusuya gönderdiğimiz arkadaşlarımıza bir şey olup olmadığını öğrenmek için telsizden kulağımızı ayıramıyorduk. “İnşallah” diyorduk, “kimseye bir şey olmamıştır.” Pkk her zamanki gibi taciz atışlarını yapmış ve kaçmıştı. Komutan, “her şey yolunda, kimseye bir şey olmamış” deyince dünyalar bizim oldu. Sabah gün ışığının ağarmasıyla pusudakiler dönüş yaptı. Yusuf’u ve diğerlerini görünce, sanki yeniden gelmiştim dünyaya. Sarıldık birbirimize ağladık, tutamadık göz yaşlarımızı. Çünkü söz vermiştik birbirimize, beraber gidecektik, ölüme de evlerimize de..

Toprağa basmamak için elimden geleni yapıyorum. Ama bazı yerlerde kayalar bitiyor, mecburen basıyoruz toprağa. Ayağımı bastığım her yerde ölüm korkusu var. Ayağımı çektiğim an havaya uçacakmışım gibi geliyor. Mayınla ayağımın kopacağı korkusu, içime girdi mi çıkmak bilmiyor. Çatışarak şehit olmak veya yaralanmak zoruma gitmez. Ama mayına basarak yaralanmak, zor geliyor.

Sıcaktan bunalmış bir halde, arazi taraması yapıyoruz. O kadar terledim ki, üstümdeki yeşil atlet bembeyaz olmuş. Çantamdaki su adeta kan gibi, insanın içesi gelmiyor. Mecburen içiyoruz azar azar. Tim komutanı yukarı çağırıyor bizi.

Arkamızda bizimle beraber arama yapan diğer timlerin elemanları da, vadinin tepesine çıkmak için yukarı doğru ilerlemeye başladılar.
Bir tim, bizi geçerek tepeye tırmandı… Yalnız çok acele ilerliyorlardı, yanımızdan hızla geçerek gittiler. Onlar tepeyi aşar aşmaz, büyük bir patlama oldu. Önce roket yediğimizi sandım. Kendime gelince, en yakındaki kayanın dibine yatarak mevzii aldım. Ancak mermi sesi değil, mayına basanın bir arkadaşımızın çığlıkları yankılanıyordu her yerden.

Kalkar kalkmaz onlara doğru ilerledim, gördüğüm manzara inanılmazdı. Mayını hep duymuştum, hayalini kurmuştum, ne kadar zarar verebileceğini biliyordum. Ama arkadaşımın mayına basacağını, benim de ona yardım edeceğim aklıma gelmemişti. İsmini bilmediğim arkadaşımın sağ bacağı, kanlar içindeydi. Biz her ne kadar yardım etmek için çırpınsak da elimizden bir şey gelmiyordu. Tabii rütbeliler daha önce aynı olayları yaşadıkları için, bizden daha tecrübelilerdi. 15-20 dakika içinde helikopter geldi ve arkadaşımızı alıp gitti.

“Hayat bu kadar acımasız” dedim kendi kendime. Belki bu mayını buraya tuzaklayan itirafçı oldu pişman oldu. Hatta şimdi devlete çalışıyor ama tuzakladıgı mayın, bir gencin tüm hayallerini aldı gitti…

Bir ara gözlerimi kapatıp, hayal kuruyorum. İstanbul’dayım, Salacak’ta her zamanki yerimde nargile içiyorum. Deniz ve gökyüzü mavilikte yarış ediyor, ikisi de birbirinden güzel. Seri şekilde silah sesleri geliyor. Ranzanın başında asılı duran silahımı alarak, çıkıyorum dışarıya. Silah sesleri “taciz var, karakolu boşaltın” diyen arkadaşların seslerini bastırıyor.

Karakola taciz var! Pusu Tepesi, diğer mevziiler, seri şekilde sağa sola mermi yağdırıyorlar. İzli mermiler gökyüzünde yarış ediyor sanki peş peşe. Hemen en yakındaki irtibat hendeğine sürünerek ilerliyorum. Tüm tim ne yapacağımızı bilmiyoruz, daha üçüncü görevde dinlenmek için beklediğimiz karakol basılıyor. 2 yıldır silah sesi duyulmayan Sason’da ilk ses bize denk geliyor. “Nereye ateş edelim” diye soruyoruz birbirimize. Herkes sağa sola koşuşturuyor…
, karakolun üstündeki uçaksavar, her kes ateş ediyor. Bağıran, çağıran, ortalık mahşer yeri gibi… Biz yerimizden kımıldayamıyoruz. “Kesinlikle ateş etmeyin” diyor başımızdaki asteğmen. İzli mermiler, sağa sola, bu arada önümüze düşüyor. Önümüze düşen mermiden sonra, ayağa kalkmama kararı alıyoruz. Sürünerek sağ tarafa doğru ilerliyoruz, hemen önümüzdeki mevziide iki asker var. Onlar hiç ara vermeden ateş ediyorlar. Aslında çok kez taciz eğitimi aldık ama hiçbir şeyi gerçek olmadan anlayamıyorsun. Bir de karakolu bilmediğimiz için herhalde apıştık kaldık. Korku da yoktu aslında.

Silah seslen artık yavaş yavaş azalmaya başladı. Karakol Komutanının sesi geliyor, “ateş kes, ateş kes, ateş etmeyin” diye avazı çıktığı kadar bağırıyor. Başımızdaki asteğmen Karakol Komutanının yanına gidince, fırsat bu fırsat biz de önümüzdeki mevziiye eğilerek ilerledik. Mevziide iki asker, ikisinin de konuşmaya mecali yok. Mevziinin içi boş kovanlarla dolu. Ayakta duramıyorsun. İkisinin de mermisi bitmiş. Barut kokusu mevziinin içini sarmıştı, onlarla daha konuşamadan… Asteğmen çağırdı bizi, hazırlanın emri verdi: “karakolun etrafına operasyon var, tesisat kuşanın.”

Bölükteki teskereci timin, bu sabah şafak doğan güneşti. Ancak taciz olduğu için, onları da getirmişler. Çoğu karakoldakilerden bile daha heyecanlıydı. Allah’tan kimsenin burnu kanamadı. Karakolun etrafına 2-3 gün operasyon yapıldı. Batman’dan gelen Özel Harekat, her yeri allak bullak etti, sonuç mükemmeldi

Terhis olmama üç ay kaldı… Artık eve gitme hayalleri artmış bende… Her gece kendimi, evde sevdiklerimle mutlu bir şekilde hayal ediyorum. Ama günler inadına geçmek bilmiyor… Bu arada, bir iki gün içinde operasyona gideceğimiz bildirildi. Operasyondan önce gideceğimiz yere kadar, yapacağımız işi yapana kadar, hiçbir şekilde kimseye bilgi verilmez. Öğleden sonra kumanya ve çanta hazırlığını tamamladıktan sonra, operasyon için dinlenmeye çekildik.

Havanın kararmasıyla birlikte yola koyulduk. Nusaybin doğru ilerliyorduk. Kısa bir zaman sonra araçlardan indik. Bundan sonrasını, yürüyerek devam edecektik. Yürümeye başladığımızda vakit epey ilerlemişti. Nusaybin ovasının yani İpek Yolunun kenarından dağa (Boğuk) doğru ilerlemeye başladık. Dağa ilerledikçe patika dikleşiyordu. Yaklaşık gece 00:30’a kadar ilerledikten sonra, zirveye yakın bir yerde durakladık ve çök verildi. Zirveye çıktıktan sonra süper bir manzara… Her yer dağ ve sen zirvenin biraz altında dağları seyrediyorsun. İşte belki burada haz aldığım tek şey bu dağların zirvesi.

Zirveye ulaştığımızda, herkesin mevzilenmesi emri gelmişti. “Eski mevziileri kullanmayın” diye komutanlarımız tekrar tekrar söylüyorlar. “Pkk eski mevziileri tuzaklamış olabilir.” Burada hazırlıklarımızı yaptıktan sonra, Merkep Tepesinden aşağı doğru inmeye başladık. Dağlara çıkmak kadar, inmek de bir dert. Düşen, ağaçlara takılan, bazen tam komedi oluyor. Hele bir de rütbelilerden biri düştü mü gülemiyorsun da… Tabi bazen gülme komşuna gelir başına hesabı, bazen sen de düşüyorsun çanağı kırarcasına…
Sabahın ilk ışıklarına kadar yürüdük… Sabahın tam ağarmasıyla, hakim bir tepenin yamacında çök emri aldık. Hem kahvaltı yapıp hem de biraz dinlenecektik.

Telsizden bize doğru gelmekte olan Piyade Tugayının komutanlarının telsiz konuşmalarını dinliyorduk. Piyade Tugayındaki rütbelilerden biri, 17 kişilik bir grubun bizim takıma doğru yaklaşmakta olduğunu telsizden şifreli bir şekilde söyledi. Yemekler yarım kaldı. Acilen toparlanıp onlara karşı hızla ve tedbirli bir şekilde ilerlemeye başladık. Boş bir köyün üstünde Pkk lılarla karşı karşıya geldik.

İlk mermi sesinin duyulmasıyla, kendimi en yakın kayanın dibine attım. Sürünerek ilerlemeye başladım. Çatışma başladı… Öncü grup, sağa sola açılarak çarpışıyor. Arkalarından biz dağılarak ilerliyoruz. Hiç bu kadar yaklaşmamıştık Pkk hlara. Ateşe ateş devam ediyoruz. O ara ne düşündüm, ne yaptım çok hatırlamıyorum. Aslında korkmuyorum ama çatışmalarda çok da kahramanlık yapmadım.

Acemi birliğinde rütbelilerden biri, “Her askerin bir kurşunu vardır, ne kadar sakınırsan sakın, kurşun seni bulur” derdi. Çatışma sırasında aklıma gelen tek söz, bu oldu. Kurşunlar kafanızın üstünden, tiz bir sesle geçerken, düşünmeyi bırakıp elindeki silahla karşı tarafa ateş etmekten başka yapacak bir şey yoktu, ben de onu yaptım. Sabahın ilk saatlerinde başlayan çatışma, saatler ilerledikçe hızını kesiyor. Ara ara derin bir sessizliğe bırakıyor. Pkk, ölü bölgeden kurtulmak için, karşı taraftaki kayalıklara saklanmıştı. İki taraftan da kayıp vardı. Ama biz kalabalık olduğumuz için, kayıp pek anlaşılmıyordu. Ama onlar sayıca azalmışlardı galiba. Kayalıklardan ara sıra ateş ediyorlar fakat ateş ettikten sonra o tarafa doğru kannasların ateşi başlıyordu. Diğer Taburlar da bize destek oluyorlardı. Saat epey ilerlemişti. Kobra helikopterler ve Özel Harekatlar’ın gelmesiyle, biz devre dışı kalmıştık. Evet biz elimizden geleni yapmıştık.

Mevzii aldığımız yerin bir az altına inerek, olan biteni seyretmeye başladık. Az önce tam ortasında olduğumuz çatışmanın, şimdi seyircileriydik. Zaten yok denecek kadar az olan, kısa bodur ağaçlarla kaplı olan dağın muhtelif yerlerinde yangınlar başladı.
Saatler öğleni geçmişti… Bir kayanın arkasında öğle yemeğimizi yiyoruz. Buna öğle yemeği denir mi bilmiyorum. Adeta boğazımızdan geçmeyen lokmaları, zorla yutuyorduk. Havanın kararmasıyla, “toplanın gidiyoruz” emri geldi. İyi de ankara escort bayan sorular fazla sorulmaz, çünkü emir demiri keser. Dağın arkasından hızlı bir şekilde ovaya doğru ilerlemeye başladık. Ovaya vardığımızda araçlara binerek tabura doğru yola koyulduk.

Araçlara biner binmez üst cebimdeki sigaramı çıkardım. Sigara içerken aklıma gelen, “her askerin bir kurşunu vardır, ne kadar sakınırsan sakın, o gelir seni bulur” lafına güldüm. Sanırım benim kurşun, bu gün karavanaydı… Yarın
Elazığ’da uzun bir dinlenme döneminin ardından, büyük bir operasyona gideceğimiz söylendi. Aynı gün bulunduğumuz birliğe 8 Skorksy geldi. Biz olayın büyüklüğünü, helikopterlerin gelişiyle daha da iyi anlamıştık. Herkeste yoğun bir hazırlık vardı. Operasyona gidecekler, son hazırlıklarını yapıyorlardı. Ben de silahımı, telsizimi ve bataryalarımı kontrol ettim, her şey tamamdı. İçtima alanına geçip silahları doldurduktan sonra, helikoptere bindik.

Elazığ’dan havalanarak Tunceli’ye doğru ilerlemeye başladık. Olay yerine doğru yaklaştığımızda birliklerin sıcak temas içinde oldukları telsiz konuşmalarından anlaşılıyor. Skorskyler, bizi olay yerine indirdikten sonra geri çekildi. Bölük komutanının peşinden sağa sola manevra yaparak ilerliyoruz. Bizim sorumluluk bölgemizde, tahminen 5 terörist olduğu, telsizdeki rütbeliden bizim komutana iletildi. Biz küçük bir vadinin içinden ilerlemeye başladık. 2-3 aydır hiç silah sesi duymamıştım

Böyle operasyonlarda karşına bir terörist çıkması an meselesi o yüzden her adım atışımda mevzii alabileceğim bir yer gözüme kestiriyorum. Silahlar patladıkça gözümü açıp kapıyorum. Yaklaşık 2-3 aydır, hiç silah sesi duymamıştım. 20-25 dakika ilerledikten sonra, girdiğimiz küçük vadi ikiye ayrılıyordu. Bölük komutanı, ‘sağdan devam edeceğiz’ diye eliyle işaret etti. Diğer takım komutanı teğmen de sola doğru ilerledi. Teğmen vadiye girer girmez… 5 dakika sonra takım komutanı teğmenle yine karşı karşıya geldik. Ancak gireceğimiz küçük bir başka vadi vardı. Teğmen eliyle, ‘ben’ diye işaret etti. Yanında da bir arkadaşımız vardı. Teğmen vadiye girer girmez, silah sesleri başladı. İki el seri şekilde silah sesi geldi. Anlaşılan teröristlerle kafa kafaya gelmişlerdi. Teğmen, bizim 10 metre ilerimizde, bir kayanın arkasına yatmıştı.

İlk mermide Teğmen kasığından, yanındaki er de kafasından vuruldu. Teğmen kasığını tutarak ilerimizde yatıyordu. Bölük komutanı, bendeki telsizden helikopter istedi. Helikopter çok sürmeden olay yerine geldi. Ancak çatışmanın yoğunluğundan, sağa sola manevralar yapıyor bir türlü inemiyordu. Bölük komutanı ile helikopterdeki pilot arasında yoğun bir telsiz muharebesinden sonra helikopter yaralıyı alarak uzaklaştı.

Olay yerindeki ilk birlikle, bizim Tugay, çember yaparak çatışma bölgesini daraltıyordu. Pkk zayiat veriyordu. Komutanımızı ve yanındaki arkadaşımızı vuran Pkk’lının geri tepmesiz topla vurulduğu haberi geldi. Teğmenin ve onbaşının intikamı alınmıştı. İlerleyen saatlerde bizim tarafta ikisi kadın, üçü erkek toplam beş terörist öldürüldü. Operasyon hızını kesti. Silah sesleri yerini telsiz muharebelerine bıraktı. Komutanlar üstlere rapor veriyor, yaralı Teğmen’den haber almaya çalışıyorlardı. Hava kararmaya başladı. Bu gece burada kalacaktık ve mevzii almamız gerekiyordu. Hakim bir tepeye çıkarak, mevzii aldık. Sağ­dan soldan bulduğumuz büyük kaya parçalarıyla, mevzii yapmaya başladık.

İhtiyaçlarımızı giderdikten sonra, dinlenmek için sırt üstü yattım. Yıldızlara baktım, yıldızlar yine her zamanki ihtişamıyla parlıyordu. Dağda ışık olmadığından yıldızlar, sanki elini uzatsan yakalayacakmışım gibi geliyordu. Gece aslında hüzünlü geçti. Sabah beraber helikoptere bindiğimiz arkadaşlarımızdan ikisi yanımızda yoktu. Biri şehit, diğeri yaralıydı. Onun da sağlığı hakkında bir bilgimiz yoktu. Sırayla nöbet tutarak, dinlenerek, geceyi geçirdik. Sabah destek birlikleriyle birlikte bölgeyi aradık. Bölgede bir hafta kaldık. Daha sonra Tunceli merkeze doğru yola koyulduk. Tunceli’ye ulaştığımızda biz Teğmenimizin iyi haberlerini almak isterken, onun kan kaybından helikopterde şehit olduğunu haberini aldık. 15 gündür bıraktığım sigaramı tekrar yaktım. Sigaramı yaktığım çakmak, Teğmenimizin, komutanımın bana verdiği çakmaktı. Bunu fark edince, göz yaşlarımı tutamadım.

Daha üç gün önce, doğacak çocuklarımıza, birbirimizin ismini koyacağımıza dair söz vermiştik can dostum Yusuf’la. Yine her zamanki gibi gülerek konuşuyordu. Oğlun olursa adını “Yusuf koy” diye. Gözümün önüne geldikçe tutamıyorum göz yaşlarımı. Ağladıkça silahı alıp, sağa sola ateş edesim geliyor, bağırmak geliyor içimden, haykırmak istiyorum. İki hafta önce dinlenmek için gittiğimiz karakolda, annesiyle konuşmuştum. “Yusuf senden izinde çok bahsetti oğul, teskereyi alınca buraya uğra, misafirimiz ol, bir oğlumuz da sensin. Yusuf sana sen de Yusuf’a emanetsin” demişti. Bu sözler, hiç çıkmıyor aklımdan. Şimdi nasıl da üzülüyordur, babasız büyüttüğü Yusufuna. Kına yakıp askere gönderdiği oğlunu, Türk bayrağına sarılı görünce nasıl da yıkılmıştır. Pusudayız her zamanki yerimizde… Ama Yusuf yok yanımızda.

Nöbet sırası bende biliyorum. Yanımda aslında Yusuf var. O kardeşini yalnız bırakmaz. Pusularda, operasyonlarda arkamda oturuyor. 10 saniyede bir dürtüyor, yine gülerek, “uyuma lan” diyor. Ve fıkra anlatıyor sessizce, “oğlum fazla gülme komutan gelir!” Yine yıldızlara bakıp hayal kuruyoruz… Her yıldız kaydığında üzülüyoruz, “kim öldü acaba ?” diye. Dardanel tonu açmak istemiyorum, geçmiyor boğazımdan. Oysa kutuyu ikimiz bir paylaşırdık, yarısı ona yarısı bana. Bozuşurduk hatta, “sen fazla yedin” diye. Sonra barışırdık. “Sana bir daha sigara yok”

Yemekten sonra, her seferinde, “sana bir daha sigara yok” deyip kızardı. “Sen içmiyorsun oğlum, içine bile çekmiyorsun” derdi. Dayanamaz, iç cebinden her gün 1 tane içtiği Marlbora’dân verirdi. Aklımdan çıkarmak istiyorum, düşünmek istemiyorum. Yusuf’un kanlar içindeki halini düşündükçe, kafamı sağa sola vurasım geliyor. “Keşke orda ben olsaydım” diyorum, “yanında ben de olsaydım.” “Ben de şehit olsaydım.” Şimdi ne derim annesiyle karşılaşınca? “Yusufum nerde?” derse ben ne derim
Nereye gittiğim hakkında hiçbir bilgim yok. Bölüğün durduğunu bile ancak önümdekine çarptığımda anlıyorum. Pançoyu tam suratıma çekmiş yürüyorum. Kafamı bile kaldırmıyorum, pkk mkk umurumda değil. Yağmur suratıma öyle bir çarpıyor ki, tokat gibi. Ayaklarımın içi çamur deryası calp culp diye sesler çıkarıyor, alt kamufülajımın rengi çamur rengi olmuş. Ara sıra çök verildiği zaman, yorgunluktan atıyorum kendimi yere. Vücudumun her yeri sırılsıklam… Su kafamdan giriyor, ayaklarımdan çıkıyor.
Panço fayda etmiyor ama hiç yoktan suratımı koruyor sert yağmur damlalanndan. Allah’tan silahım Kannas sudan etkilenmiyor. Aslında ondan da şüpheliyim, yağmurlu havada hiç kullanmadığım için bilmiyorum. Ateş eder mi etmez rrîi? Hiçbir şey düşünmek istemiyorum. Sadece yürümek ve bir an önce operasyonun sona ermesini istiyorum. Tabii sonra da bölüğe gidip dinlenmek. Zori’nin ortasındaki harabeye dönmüş evlerin yanında çök veriliyor. Etraf aradıktan sonra, burada kalacağımız söylendi. Derin bir ankara escort uzağa da gidebilirdik. Geceyi burada geçireceğiz ve ateş serbest. Tabii fazla duman çıkarmadan. O ara ben dahil yorgunluktan ölüp bitenler, bir anda canlanıyoruz. Tim komutanı, “hani lan yorgunluktan ölüyordunuz?” diyor. ” Komutanım, Türk her şey bittiğinde başlar” diyoruz.
Hemen ateş yakıp ısınmamız lazım. Sağdan soldan topladığımız çalı çırpıyla ateşi yakmaya uğraşıyoruz. Ama yanmıyor tabii… Ağaçlar ve çalı çırpıda yağmurdan nasibini almış. Evlerin yıkıntıları arasından gardığımız odunlarla ateşi yakıyoruz. Ateşin sıcaklığı vurdukça, üstümüzden dumanlar çıkıyor. Botları çıkarıp ayaklanmızı da ısıtmamız lazım… Ayaklarımızın altı, bembeyaz olmuş. “Bunlar benim ayaklarım mı?” diye soruyorum kendime. Yedek elbiselerimizi değiştiriyoruz bu arada. Acıktığımızın farkına varıyoruz, tabii bir de çay… Çaydanlık simsiyah olmuş dumandan. İçi de çok temiz sayılmaz aslında. Bardaklar deseniz aynı, çayın renginden sararmış. Sivilde olsanız bırakın çay içmeyi, pislikten elinize almazsınız. “Belki temizlesek tadı kaçar” diye temizlemiyoruz. Ateşin etrafında dönerek üstümüzü kurutmaya çalışıyoruz.

Konserveleri açarken dökmemek marifet! Kumanya bıçaklarının ağızlan kör olduğu için, normal bıçaklarla açmak için boğuşuyoruz. Bu sefer bize torpil geçtiler sanırım, kavurma var menüde. Kavurmayı tavanın içine döküp, üstüne de yumurta kırdın mı, yemek yemeklikten çıkıp, ziyafete dönüşüyor. Yağmur hızını kesti gibi ama rüzgar, var gücüyle bizim mevziinin üstündeki çadırla boğuşuyor. Rüzgar çadınn üstüne koyduğumuz taşları fırlatıyor ba­zen. Yemek içmek faslından sonra etrafı gözetliyoruz. Daha önce burada kalmadığımız için, nerde ne var, nasıl gelinir, nasıl gidilir diye harabe evlerin arasından etrafa bakıyorum. Yoksa gece ağaç dallarını insan, ağaçları da at sanacağımızdan çok eminim. Hava kararmaya yakın, ateşi canlandırmamız lazım. Eğer geceye çok köz kalırsa, daha fazla ısınıyoruz. Gece ateş yakmak yasak çünkü…

Ateşin etrafını kaya parçalarıyla kapatıyoruz, köz gözükmesin diye. Hava karardıkça nöbet muhabbetleri başlıyor. “Kim, kaç kaç nöbet tutacak” diye. “2 saat mi tutalım 3 saat mi?” İşi fazla uzatmadan 3 saate bağlıyoruz. Dört kişiyiz, 3 saat tuttun mu gece sona eriyor. Mevziinin içi küçük olduğu için, ayaklarımızı uzatmadan, oturur şekilde uyumaya çalışıyoruz. Normalde uyuyamazsın ama insan yorgun olunca, ayakta bile gözünü kapatsa uyumaya başlıyor. Kısık bir ses, “kalk” diye uyandırıyor beni. “Nöbet sırası sen de.” Yediğimiz yemekten midem ekşimiş, ağzıma acı sular geliyor. Suyu arıyorum çadırın içinde, elime gelen ilk pet şişeyi kafama dikiyorum. İğrenç bir şey, “su değil lan bu” diye kızıyorum. “Oğlum zeytinyağı lan o” diyorlar inanmıyorum. İğrenç bir şey, ağzımı suyla çalkalamam lazım. Ama su az, yere tükürerek durumu kurtarmaya çalışıyorum.

Nöbet tutmak için, çadırın dışına çıkıyorum. Hava buz gibi. Yağmurun ve fırtınanın ardından, sessiz yıldızlar gözüküyor. Bizim ateşin közü hala var. Etrafındaki taşlar epey kızmış. Uyurken üşümüşüm ve hala titriyorum. Közün yanındaki büyük kaya parçasını çekerek, ellerimi üstüne koydum. Kaya parçası, ellerimin bağını çözdü. Bu yöntemi benden başka yapan yoktu. Aslında ben de bunu, “ankara escort bayan diye sorduğumda rütbelilerden birinden öğrenmiştim. Aldığım cevaptan sonra ben de sıcak taşla ısınmaya başlamıştım. Nöbeti diğer arkadaşıma devrettikten sonra, uyuyan arkadaşların arasına girerek, ben de uyumaya başladım.
Çadırın içi sıcaktı. Oysa ne ateş ne de köz kalmıştı. Birbirimize omuz vererek acıyı bala, soğuğu sıcağa çeviriyorduk.
Sırt çantamın kayışını gevşetip sıkıştırmaktan sıkılıyorum. Bazen kaldırıp atasım geliyor. Halbuki içinde üç beş kumanya, ekmek ve sudan başka hiçbir şey yok. G-3 piyade tüfeği isyan ettiriyor! Nedir bu silah? Ne denge noktası var, ne de tutulacak bir yeri… Bir sağ elime, bir sol elime, bazen sırtıma filan alıyorum. Ama bixicileri görünce G-3’e de şükrediyorum.

Aslında dere yatağına insek iyi olur. Su da vardır orda, hem de buz gibidir. Ama ya geri çıkması. Biz kendi aramızda yorumlar yaparken, dere yatağına inecek şanslı insanların bizler olduğunu duyunca, kısa zamanlı bir suskunluk oluyor. Diğer birlikler dere yatağının etrafına emniyet almak için mevzilenirken biz aşağı doğru ilerliyoruz. Aşağı inerken tam bir komedi yaşıyoruz, düşenler, ayağı kayanlar, dalaağaca takılanlar. Asker düşünce gülmek kolay ama rütbelilerden biri düştü mü gülemiyorsun da. Zaten ne kadar dikkatli yürürsen yürü, bir şekilde düşüyorsun.

Dereye doğru yaklaştıkça, bölük açılarak arama taramaya başlıyor. Dere yatağının etrafı eski harabeler mağaralar, mağara girişleri, kuytu yerler… Her yer didik didik aranıyor, gene hiçbir şey yok. Her zamanki gibi. Dereden karşı taraf, Diyarbakır’ın Kulp ilçesi. Ama biz karşı tarafa geçemiyoruz. Buraya geldiğimizde, sanırım onlar da karşıya geçiyor. Kısa süreli çök veriyoruz. Bir ağacın gölgesinde nefes nefese soluklanıyoruz. 50 metre aşağımızda Zori Çayı var. Ama izin vermiyor rütbeliler… Kuzunun koyuna baktığı gibi bakıyoruz. İmamın abdest suyuna dönmüş sularımızdan içiyoruz azar azar. 5-10 dakika çökte kalıyoruz. Sıcak öyle bir yakıyor ki, gölge bizim için cennet gibi adeta. Hepimiz dağıtmışız, en yürümeye dayanıklı olanlar bile perişan olmuş. Dere yatağındaki tüm timler, telsizden bir şey bulamadıklarını bildiriyorlar.
Neyse ki sonunda dere yatağının arama taraması sona ermişti. Geri dönüş hiç birimizin aklında yoktu. Biz Melisa Boğazının kenarından dönüş yaparız diye planlıyorduk. Taa ki, Tabur Komutanı çıktığınız yerden tekrar geri dönün diyene kadar… “Yok yok” filan diyorduk, “şaka yapıyor.” Ama Tabur Komutanı emir vermişti bir kere. Tekrar kol düzenine geçerek, yukarı doğru ilerlemeye başladık. Teğmen önde diğerleri arkada ilerliyorduk. “Biri çıksa da ateş etsek diyordum” Çıkışta da isyan ipini çekmiştik artık. Çatışma, Pkk, hiçbir şey umrumuzda değildi. “Biri çıksa da ateş etsek diyordum.” Hiç yoktan, yattığımız yerden ateş eder dinlenirdik.
Yukarı çıkarken hiç yukarı bakmamaya dikkat ediyorum. Yukarı baktığım zaman moralim bozuluyor.”Burayı ben bu yüklemi çıkacağım?” diyorum. Birbirimizi ite kaka yukarı çıktık. “Ne kadar bittik” desek de yukarı çıktık.

Zori’nin kelime anlamı nedir? Niye buraya Zori demişler? Hiçbir bilgim yok. Sorduğum sorulara sallama cevaplar aldığım için, artık sormuyorum da. Bazen bölgenin korucularına soruyorum. Onlar da lafı hemen mermiye getirdikleri için, pek anlaşamıyorum.
Ama sanırım bu, Zori Çayına inip çıkanların koyduğu bir isimdir.

Ateşleri söndürün, herkes ihtiyaçlarını görsün! Uzun bir gece daha başlıyor. Her gece aynı işler… İki saatte bir gelen nöbet, termal kamera, gece görüş, görüntü almak, kısık sesle konuşmak, uykusuzluk, sönen ateşin sıcaklığıyla ısınmak, ışığı dışarı göstermeden sigara içmek vs. Mevziinin kenarında duran silahımı elime alıyorum. Taa ki, hava aydınlanana kadar atıştırabileceğimiz ekmek ve pet şişe içindeki suyu hazırlıyorum. Pançom, yerde beni izliyor. Termal kameranın akülerini ayarlıyorum. Hava karardığı zaman, üzerindeki pançoyu açıp kuruyoruz. Termal kamerayla dağları tepeleri ve araziyi izlemek ayrı bir zevk. İstediğin her yeri görmek ve araziyi taramak, insana o gecenin sessizliğinde oyun gibi geliyor, tabii aküler fazla ve yeterliyse. Ve bekleyiş başlıyor.

Neyi beklediğini bilmiyorsun. Karanlık, o konuşan dağları, susturuyor.
Gecenin tarif edemeyeceğim, o kendi sesleri ortaya çıkmaya başlıyor. Kaypak ve kancık çakal iniltilerini duyuyorum. Sonra kurt uğultularını duyuyorum. Bulut gibiler ve şimşek gibiler… Onlar ayın şavkına başını uzatıp, “bu dağların sahibi benim” diyorlar…
Diyarbakır kırsalında yaptığımız arazi arama taraması sona ermiş, bizim Tugay zayiat vermeden Diyarbakır merkeze dönüş yapmıştı. Silahları ve mühimmatları depoya bıraktıktan sonra dinlenmek için oturdum. Yorgunluktan hiçbir şey yapmak istemiyordu canım. Sadece çay ve sigara içmek istiyordum. Fazla yürümekten ayaklarımın altı bembeyaz olmuştu. Vücut, “artık seni taşıyamayacağım” der gibi sinyaller veriyordu. Ama sıcak bir çay üstüne bir de sigara yaktın mı sanki her şeyi unutmuşsun gibi geliyordu. Biz daha çaydan ve sigaradan zevk alamadan “içtima alanına toplanın” diye bir feryat kopuyordu.

Bağıran arkadaşın ses tonundan belliydi acil çıkış vardı. O güzelim çayı yarım bırakıp acilen içtima alanına toplandık.Komutanlardan biri, “operasyona gidiyoruz, ancak sudan başka bir şey almayın, fazla kalmayacağız” dedi. Bu yine sevindirici bir haberdi. Daha büyük bir operasyon da olabilirdi. Az önce silahlığa bıraktığımız silahları geri alarak içtima alanına tekrar geldik. Konyalılar bizi bekliyordu. Konya ulaştırmanın Man kamyonlarına biz ‘Konyalı’ diyorduk kendi aramızda. Bu kamyonlar kimleri taşımamıştı ki… Biz çoğu arkadaşımızı en son onların arkasında görmüştük. Bundan dolayı bizim için o kamyonların çok önemi vardı. Daha önce çatışmada şehit olan bir arkadaşımızı son kez ‘Konyalı’da görmüştük. Bize el sallamıştı, sanki geri dönmeyeceğini bilir gibi.

Silvan’a doğru ilerliyorduk. Araçların arkasından yarım kalan sigara keyfimize devam ediyorduk. Ancak çok geçmeden silah sesleri duyulmaya başladı. Orda bulunan birlik, bir grup Pkklı’yı çember içine almıştı. Biz gittiğimizde sıcak temas başlamıştı. Silah seslerini duyunca, olayın ciddiyetini anlamıştık. Araçlardan iner inmez, bize gösterilen bölgeye doğru hızla ilerledik. Vadinin içinde 20-25 kişilik bir grup vardı. Vadiden silah sesleri ve insanların haykırışları geliyordu. Vadi çember içindeydi herhalde mermileri bitene kadar çatışacaklar ya da teslim olacaklardı. Çatışma ara ara devam ediyor, çoğu zaman sessizliğini koruyordu. Onlar aşağıdan bizi yukarıdan sallıyorduk mermileri birbiri üzerine. Ateş ettikten sonra yatıp kafamızın üzerinden geçen mermileri sayıyorduk.

3270 total views, 0 today

ankara da önüme gelene verdim

Akyurt Escort, Ankara Escort, Ankara Escort Bayan, Ankara Escort Sarışın, Ankara Kızılay Escort, Ankara Merkez Escort, Çankaya Escort, Gölbaşı Escort, Rus Escort, Üniversiteli Escort 26 Ağustos 2016

ankara escort

ankara escort

Merhaba değerli ankara escort bayan okurları. Bir ara bizim memlekete gitmiştik köye akrabalara falan işte . karımın ailesinin yanına da uğradık karımın süper güzel bir bacısı vardı yani benim baldız olacak onlarda aslında şehirde kalıyorlardı ama yazları köye gidip tarla işlerinde çalışıyorlardı . Kız kardeşi o yıl lise 2 yi bitirmiş ve 3 e geçmişti tam serpilip genç kızlığa adım attığı 18 yaşındaydı…. O günü yine bahçede çalışmış ve çok yorgun olarak eve gelmiştik hepimiz çok yorgunduk sadece eşim evde kalıp bize yemek hazırlıyor onun dışında hepimiz bahçeye gidip çalışıyorduk . Yine böyle yorgun günlerimizin biriydi ve bana iş yerinden telefon geldi benim acil olarak işe dönmemi ve 1-2 günlük işim olduğunu haberini telefonla eşime haber vermişlerdi. Ben o yorgun halimle acele olarak hazırlanıp yola çıkacaktım ki eşim baldızımın da benimle gelip okuluna uğraması gerektiğini söyledi. Acele akşam üzere yola çıktık 4-5 saat yolculuktan sonra kasabaya gelmiştik baldızımı evine bırakarak ben de eve gidip duş alıp yatacaktım. Duşumu alıp rahatladıktan sonra 1 duble rakımı alarak TV. karşısına geçip istirahate çekilmiştim ki telefon çaldı arayan baldızımdı . Bizde suyun akıp akmadığını soruyordu onlarda kesilmişti ve duş alamamıştı baldızım. Suyun bizde aktığını bize gelip duş alabileceğini söyledim . Yarım saat sonra kapı çalındı açtığımda karşımda baldızım çok sinirli idi . Gündüz o bahçe çalışmasından ve yorgunluktan sonra duş alamamasının stresi gözlerinden okunuyordu. Ben salonda rakımı yudumlarken baldız hemen duşa daldı. O duşta iken ben koltukta o yorgunlukla uyuya kalmışım biraz sonra biri bana dokunarak enişte yatağa geç rahat uyu diyerek dokunuyordu gözümü açtığımda karşımda baldız üzerinde ablasının bornozu ile duruyordu. İkimizde yorgunluktan bitkin bir haldeydik . baldıza her tarafım ağrıyor aslında iyi bir masaja olsa çok iyi olur dediğimde o da bana masaj yapabileceğini söyledi. Bunun üzerine ben de halının üzerine yüz ustu yatarak baldızım da yanıma oturdu ve bana masaja başladı . boyunlarıma , kollarıma ,sırtıma ve bacaklarıma masaj yapmaya başladı . Daha sonra sırt ustu çevirdi beni ve masaja devam etti. Ben şortla idim ve baldızın bana temaslarından tahrik olmuştum ama gizlemeye çalışıyordum ve bir an önce bitirmesini bekliyordum. bana masajı bitirdikten sonra benim ona masaj yapmamı istedi ve yüz üstü halıya yatarak beklemeye başladı ben de ona masaja başladım . Boynunu escort ankara da sırtını kollarına ve bacaklarına indikçe baldızın gözlerinin kısılmaya başladığını fark ettim , onu sırt üstü çevirdim ve masaja devam ettim bornoz hafiften açılmış ve altında külot ve sutyeni görülüyordu . Külotuna baktığımda önünde ıslaklığı fark ettiğimi görüce baldız toparlandı ve yüzü kızarmıştı. Onun bu durumunu görünce ben utanmaması gerektiğini söyledim o bundan cesaretlenmiş olsa gerek konuyu sexe getirerek konuşmaya başladı. Bana ablasına hiç ihanet edip etmediğimi? Şu an ablası hamile olduğu için sex hayatımızın nasıl olduğu? gibi sorular sormaya başladı . Konuştukça konular açılıyordu ve daha samimi ortam doğuyordu . Ben de onun erkek arkadaşı olup olmadığını soruyor , ve merak ettiği sorulara cevap veriyordum. ama şortumun önündeki kabarıklığı saklayamaz olmuştum baldızım önümü işaret ederek canın çok çekti galiba enişte dedi ? ben de onun önünü işaret ederek sanki sen çok masumsun dedim ve bornozu açarak ıslanmış olan külotuna elimi değdirerek bu nedir dedim? Baldızım ankara escort hiç tepki vermeden öylece duruyordu ben elimi külotunun içine sokarak yavaş yavaş amını okşamaya başladım . Artık amının iyice sulanmıştı ben baştan bornozu ardından sutyenini ve külotunu yavaş yavaş çıkardım ve karşımda sütün gibi bacaklar ve daha yeni kıl çıkmaya başlamış o amı görünce bende artık dayanacak güç kalmamıştı . baldızı kucağıma alarak yatak odasına taşıdım . yanına uzandım ve onu öpmeye başladım her yerini yalıyordum göğüslerini, bacaklarını ve yavaş yavaş o bal kutusun ulaştığımda baldızım artık tatlı tatlı kasılmaya başladı ilk orgazma ulaşmıştı başımı tutarak sıkıca bacaklarının arasın bastırıyor ben de yalamaya devam ediyordum son birkaç kasılmadan sonra başımı tutup kaldırdı ve dudağıma bir öpücük kondurarak teşekkür etti ve bornozu üstüne çekerek kapattı kendini. Yüzü kıpkırmızıydı hala utandığı belliydi. Yanına uzandım ona sarılarak utanmaması gerektiğini söylediğimde ablasının yüzüne nasıl bakacağını sayıklıyordu ben de şakayla karışık hadi sen rahatladın beni de rahatlat dedim sıra sende deyince irkildi. Gözlerini açtı yüzüme baktı ne yapacağını bilmiyordu ben de elini tutup sikimin üzerine götürdüm ve okşamasını söyledim yavaş yavaş okşamaya başladı sikim dim dik olmuştu şortu zorluyordu şortu çıkartmasını söyledim yavaş yavaş şortumu çıkarttı ve elini yine sikime getirdi ve sıkmaya başladı artık sikimin tüm damarları çıkmıştı . Baldızım kulağıma daha önce hiç bir erkeği çıplak görmediğini hiç ilişkisi olmadığını bakire olduğunu söylüyordu ve hala gözünü açıp sikime bakmıyordu. Ben de onun bekaretine dokunmayacağımı ama istediği gibi bakması gerektiğini söyleyerek cesaret veriyordum. eliyle hala sikimi sıkı sıkı tutuyordu gözünü açtı o şaşkın bakışları ile sikime baktı ve ne yapmalıyım dedi ben de onu yavaş yavaş yala dedim . Eğildi ve dondurma yalar gibi onu yalamaya başladı giderek daha iyi yalıyordu ben de dayanacak güç kalmamıştı ağızın boşalınca ne olduğunun şaşkınlığında ona spermleri yutmasını söyledim o da son damlasına kadar hepsini yuttu . Bir birimize sarılarak uzandık ama ben hala doyuma ulaşmamıştım biraz sonra onu tekrara okşamaya başlayınca o da karşılık vermeye başladı benimki yine kalkmıştı ben de onu uyarmaya başlayınca o da kendisini bana bıraktı . ben sırt üstü yatarak onu kucağıma oturttum ve elimle uyarmaya devam ettim artık demetevler escort o gelmek üzereydi sikimi arkasına dayayarak deliği zorlamaya başladım ama girmiyordu . Kalktım krem aldım ve onu önüme domaltarak arkadan yavaş yavaş zorlamaya başladım canını yakarak korkutmak da istemiyordum. Yaram tam taş kesmişti kaygan göt deline harpadanak soktum tabi kendisinin üzerine istediği gibi oturmasını söyledim. Ben de bu arada onu uyarmaya devam ediyordum o da sikimin üstüne yavaş yavaş oturuyordu başı girince canı yandı ve öylece bir süre hiç kımıldamadan üzerinde durdu biraz sonra tekrar oturmaya başladı yavaş yavaş benimki o dar tünelde ilerliyordu . Artık taşaklarıma kalçaları değmişti acı bir çığlık attı ve bir süre daha hareketsiz kaldı üstünde ben de bu arada uyarmaya devam ediyordum daha fazla dayanamayacaktım patlamak üzereydim o da artık rahat rahat oturup kalkıyordu sikimin üstünde zevk almaya başlamıştı ve içine patladım o da kasılmaya başlamıştı ve hep beraber doruğa ulaşarak üzerime yığıldı öylece . Sikimi bir süre içinde öylece tuttu canını yanmasının yanı sıra zevk aldığı da beliydi dudağımdan öptü ve çok güzel olduğunu söyledi. Sevinmiştim ilk ilişkisinden zevk aldığını söylemesi bana gelecek için ümit vermişti. Öylece uyuya kalmışız sabah kalktığımda ben hala çıplak yatakta yatıyordum baldız duşunu almış kahvaltı hazırlamış mutfaktaydı . Ben işimi o gün halletmiştim baldız da okul işini halletmişti ama bir birimize 1 gece daha ayırmaya karar verdik ve o gece de köye dönmedik .Bu şekilde ilişkimiz 6 ay sürdü daha sonra baldız bana bekaretini de verdi. Pek yakında yeni ankara ucuz escort ile karşınızda olacam

2699 total views, 0 today

komşu escort bayanı yalayarak siktim

Ankara Escort, Ankara Escort Bayan, Ankara Escort Etimesgut, Ankara Escort Tandoğan, Ankara Kızılay Escort, Çankaya Escort, Gölbaşı Escort, Üniversiteli Escort 25 Ağustos 2016

ankara escort

ankara escort

Ankara’mın kaliteli beyleri Merhaba size başımdan geçen bi olayı anlatmak istedim.Bizim mahallede komşumuz olan gülşah isminde bir ankara escort  kadın ı var. Bu kadın benden birkaç yaş büyük ve bu yüzden de ben de ona abla diye hitap ediyorum. Ancak bütün mahallenin erkekleri bu kadına hasta tabi ben de. Gülşah abla da az orospu değil bize firikik vermeden hiçbir yere gitmiyor. Biz de tabi onun bu firikik lerini resmen gözlerimizle yiyoruz. İşte sizlere anlatacağım olay de bu kadınla aramda geçti. Bir gün Sertap abla hiç ummadığım bir kıyafetle dışarı çıkmıtşı. O günden önce altından hiç eksik etmediği dar kot pantolonu ve üzerinde zaman zaman yırtık pırtık tişörtler veya askılı bluzları ile görünürdü ama o gün sarı bir kıyafet üzerinde türbanı beni çok şaşırtmıştı. O günden sonra, yani bir aydan uzun bir süredir türbanlı kadınlarla sikiş yapmak gibi bir fantazim var, bunu bana aşılayan Sertap abladan başkası değil ve sizlere anlatacağım bu türbanlı daha üç gün önce başımdan geçti. Şimdi hikayemin başında Sertap abladan bahsetmiş olmam ilişkiyi onunla yaşadığım izlenimi vermesin ama onun kız kardeşi olan Ayşegül ile yaşadığımı söyleyebilirim. Yaşım 19, ayşegül benden bir yaş orta düzey ve hatta belki yaş bile yoktur aramızda sadece bir kaç ay olabilir. Gülşah abla gibi Ayşegül’de türbanlıydı ama dediğim gibi bir anda türban takmışlardı. Ondan öncesinden tıpkı ablası gibi Ayşegül’de oldukça kaşar bir tipti ama güzellik yönünden pekte bana hitap etmiyordu o yüzden türbansız halindeyken pek ilgilenmiyordum ama abla kardeş türbanlı bir vaziyette dışarı çıkıpta mahallenin diline düştüğünden bu yana “ya Gülşah ablayı yada kardeşi Ayşegül’ü sikeceğim” diye kendi kendime söz verdim :).

Türbanlı sex hikaye

Ayşegül ablasından daha sıcak kanlıydı bana karşı, biraz aramızsa samimiyette yok değildi yani ama işte türbanlı olana kadar pek ilgi duymadığım için fazla yüzgöz olmadım ama bir aydır götünde dolanıp duruyorum. Üç gün önce saat akşam altı civarında mahallenin kadnıları dışarıya dökülmeye başlamışlardı. Kimisi evinin önünde oturmuş elişleri ile uğraşıyor, kimisi evladını çıkarmış onu gezdiriyor falan derken gözüm marketin önünde ki kalabalığa takıldı. Bir kaç kişi tartışıyor ve tartışanlardan ikitaneside türbanlı kadınlardı. Onların Ayşegül ve ablası olduğunu hiç tahmin etmedim. Marketin önüne gidene kadar onların olabileceğine ihtimal dahi vermedim ama yaklaştıkça abla kardeşin tanımadığım bir taksi şoförü ile tartıştıklarını gördüm. Yani taksi şoförü derken ticari taksiden kastetmiyorum, normal bildiğiniz binek tipi araçtan söz ediyorum. Olaya müdahil olduğumda tartışmanın yol verme davası olduğunu ve Sertap ile Ayşeyül’ün karşıdan karşıya geçeceği sırada şoförün arabayı bunların uzarına kırması ile başladığını anladım. Yani aklımda onları etkilemek ve yatağa atmak gibi bir düşünce yoktu, aslında azda olsa vardı ama öncelik mahallemizin kızları oldukları için içten içe onları orada savunasım geldi. Bir kaç saniye konuyu dinleyip olayı anladıktan sonra adama yaptığının yanlış olduğunu ve iki kadınla sokak ortasında tartışmanın erkekliğe sığmayacağını söyledim. Bana biri böyle bir şey söylese muhtemelen adamın verdiği tepkiyi bende verirdim :). Adam bana “konuyu bilip bilmeden olaya dalma yiğenim” dedi ve bir nevi siktir git karışma diyerek Ayşegül ve Gülşah abla ile tartışmasına devam etti. O an yapacak birşey bulamadım o yüzden ankara escort bayana “siz iki dakika susarmısınız” dedim ve taksi şoförüne “burası bizim mahalle, biliyorum sana göre küçüğüm ama şurdan bi seslensem burdan kolun bacağın kırık çıkarsın” dedim. Bunu derken amacım adamı korkutmaktı ama hem adamı korkutup yoluna gitmesini hemde kızların bana hayran hayran bakmasını sağlamıştım. Tartışmanın ve adamın bir kaç söz ettikten sonra gitmesinin ardından kızlar, yani Ayşegül ve Sertap beni evine kahve falan içmeye davet ettiler. Bu teklifi nasıl geri çevirebilirdim ki :). Günlerdir aradığım fırsatı sonunda yakalamanın heyecanı ile bir kaç metre ilerideki evlerinin önüne vardık. Bizim apartmanın hemen iki apartman aşağısında oturuyorlardı o yüzden hem komşunun oğlu olduğum içinde oldukça güvenilir bir tiptim onlar için. İçeri girerken en arkadan ben çıkıyordum, hem Sertap ablanın hemde kardeşi Ayşegül’ün o kocaman götlerine baka baka merdivenlerden çıkmak o kadar zevk vermiştiki anlatamam. İçeri geçtiğimizde beni salona geçirdiler ve Ayşegül “ne içersin” diye sordu. Uzun sürer diye kahve istedim, mutfağa gidip kahve yaptığı sırada bizde Sertap abla ile sohbet etmeye başladık. Üzerindeki kıyafetleri çıkartmamıştı, zannediyorum ben varım diye ev kıyafetlerini giymemişti ve yaklaşık beş dakika kadar baş başa oturup sohbet ettikten sonra Ayşegül elinde üç fincan Nescafe ile içeri giriverdi. Ablası kadar oda çok işveli ve cana yakındı ama dediğim gibi ablası kadar güzel olmadığı için türbanlı olana kadar pek ilgimi çekmiyordu. O an kahvemden yudumlarken Ayşegül veya Sertap artık kim denk gelirse sikişmeye hazırdım ama bir saat kadar oturmama ve ottan saptan sohbet etmemize rağmen hala ikisinden birine yakınlaşamamış ve niyetimi belli edememiştim. Ayşegül ile sık sık göz göze geliyor ve kesişiyorduk ama Sertap abladan da her an bir işaret alabilirim belki diye Ayşegül’e tam olarak niyetimi belli edesim gelmiyordu. Sonunda Sertap abladan artık bir iş çıkmayacağını anlayınca, o tuvalete gittiği bir sırada hemen hamlemi yaparak “türbanlı haline hayran kaldım gerçekten” dedim. Gülümseyerek “evet bende çok seviyorum, bana çok yakışıyor” dedi ve biraz daha yakınıma gelerek “ya o kadar süredir komşuyuz ama birbirimizde telefon numaralarımız yok, istersen kaydedelim belki lazım olur” dedi ve benden telefon numaramı isteyerek kendi numarasını verdi. Sertap abladan böyle bir hareketi öyle çok isterdim ki ne yazıkki bu hareketi kardeşinden görmüştüm. Yinede türbanlı sikiş fantazimi bir şekilde gerçekleştirmek için elime ilk fırsatım geçmişti diyebilirim. Telefonlarımızı birbirimize verdikten sonra bir kaç dakika içerisinde Sertap abla geldi, ardındanda ben bir süre daha oturarak “bana müsade artık eve geçeyim” diyerek kalktım ve eve gittim. Bu sırada pek anlatılmaya değer birşeyler yaşanmadığı için hiç gereksiz konulara girmiyorum o yüzden eve geçtikten sonra gece saat bir gibi gelen mesajdan söz ederek Ayşegül ile daha da yakınlaşmamızın nasıl başladığını anlatmak istiyorum. Saat bir gibi ben uyumak üzere yatağa girmiştim, o sırada hafif kendimden geçmişken birden mesaj geldi. Mesajın kimden geldiğini tahmin etmiyor da değildim yani. Ayşegül telefon numaramı aldıktan sonra mesaj atmamıştı ve aslına bakarsanız mesaj atmakta gecikmişti bile diyebilirim. Derken ilk mesajın ardından yine havadan sudan sohbetler birbirini takip etmeye başladı. Taki ilk illegal denebilecek sohbetimiz escort ankara  Ayşegül’ün bana lise yıllarında sevgili olduğumuz bir kız ile aramızda geçenleri sormasıyla başladı. Özellikle lise son zamanlarında okulun hızlı öğrencilerindendim ve kızlarla aram çok iyiydi. Ayşegül’de o zamanlar kesikti ve bir kaç kez çıkma teklifi bile etmek için yeltenmişti ama benim sürekli bir kız arkadaşım olduğu için fırsatını bulamamıştı. Yinede bir kızın size ilgisi varsa her şekilde öğreneceğiniz gibi bende Ayşegül’ün bana olan ilgisini biliyor ama karşılık vermiyordum. Gece yarısı o sohbet ile özel konular açıldı, lise yıllarında yaşanan ilişkilerden söz edildi ve nihayetinde yaşanılan ilk tecrübe sohbetimizin konusu haline geldi. Önce Ayşegül bana ilk kez kiminle ilişkiye girdiğimi sordu. Ne yalan söyeyeyim daha önce hiç bir kızdan böyle bir soru durmamıştım. Yani en az yirmi, otuz’dan fazla kız arkadaşım oldu şu ana kadar ama hiç birinden böyle bir soru duymamıştım ve bu yüzden zaten soruyu duyar duymaz sertleşmek için hazır bekleyen yarrağım bir anda uyarılmaya başladı. Sorularına cevap verirken yarrağımın üzerindeki elimi bir saniye bile çekmeden sürekli sıkıca tutarak konuşmaya çalışıyordum. Soruları bittiğinde sıra bana gelmişti ve bende aynı şekilde ona ilk girdiği ilişkiyi anlatmasını istedim. Anlattıklarına göre ilk kez kuzenlerinden birisiyle götten sikiş yaşamış ama amını daha hiç siktirmemişti. Götten tecrübesi olduğu için bir kaç dakika sonra “götten sikiş yaşarken hiç canın acıdımı” diye sorduğumda “kişiye göre değişiyor, mesela senle yaşamış olsam eminim acırdı” dedi. Kişiye gör değişiyor demesi birden fazla kişiye götünü siktirdiği anlamına geliyordu bu yüzden erkek arkadaşlarından hangilerine götünü siktirdiğini sordum, tabi direk “kime götünü siktirdin” diye sormuyordum, soruyu üslubuna göre soruyordum, yani “daha önce anal sex yaşadın mı” diye sorduğumda verdiği cevaba karşılık olarak “kimlerle anal sex yaşadın” gibisinden sorular soruyordum yani. Bana dört tane isim verdi ve bunların ikisi benim liseden çok yakın arkadaşımdı.

Aslında yakın diyorum ama Ayşegül’ü götten sikipte bana söylemeyen yakın arkadaş mı olur, birde konunun bu boyutu var tabi. O kadar da yakın olmadıklarını Ayşegül isimlerini söylediğinde anladım kısacası. Bu anal sex üzerine yaptığımız sohbet yarım saat kadar sürdü, yarım saatin sonunda ben “peki en son ne zaman götten siktirdin” diye sorduğumda bir anda ortamda sessizlik hakimdi. Yani şimdi dedimya “ne zaman götten siktirdin” diye işte bu soruyu direkt olarak böyle sormuştum. Daha önce anal sex, anal sex diye sohbet ederken birden götten sikiş demek kızın algısını koparmıştı yata utandırmıştı bilemiyorum :). Soruma cevap gecikmedi ama, bir kaç saniye sonra “çok uzun zaman oldu ama kısa bir süre içerisinde tekrar yaşamak isterim” dedi. Madem kız bu kadar cesur, bu kadar kaşar bende en az o kadar cesur ve sikici olabilirim diye düşünerek “istersen sana yardımcı olurum” dedim. Bu kadar açık saçık konuşmamıza rağmen, yani en azından Ayşegül bana bu kadar yakın davranmasına ve benimle bu kadar rahat konuşmasına rağmen “yardımcı olurum istersen” dediğimde biraz utanmış bir ses tonu hissetmiştim kendisinde. Yinede ne kadar utanırsa utansın teklifimi kabul edip beni evine davet etti. Gece geç saat olduğu için kapının önüne geldiğimde kapıyı çalmak yerine telefonla çağrı atmamı söyledi. O saatte ablası uyuduğu için (bu arada söylemeyi unuttum, abla kardeş kalıyorlar evde, ailesi farklı bir ilde) onu uyandırmadan beni içeriye almayı planlıyordu. Planladığı gibide oldu, yarım saat içerisinde üzerime birşeyler giyip bana dediği gibi apartmanın kapısının önüne geldim. Çağrı attığımda hemen apartmanın kapısını açtı, ardından evin dış kapısını açarak beni beklemeye başladı. Çok sessiz bir şekilde evin içerisine girdiğimde beni acele ile odasına sokup hemen kapıyı üzerimizden kilitledi. Tabi tüm bunlardan önce sizlere söylemek istediğim şey şu ki ben Ayşegül’ü sikmek için evlerine gitmeden önce mesaj ile türban takmasını ve beni öyle karşılamasını söylemiştim. Daha önce porno hikaye yazmadığım için konular kopuk kopuk oluyor kusuruma bakmayın lütfen :(. Her neyse, istediğim gibi türbanı takmış ve beni odasına aldığında üzerinde türban varken altında ablası gibi daracık bir kot giymişti. Ablasının eski hali desem daha doğru olur sanırım :). Daracık kotun üzerinden götü öyle güzel görünüyordu ki anlatamam. Hemen sevişmek üzere yatağına oturdum ve yanıma çağırarak ayakta belinden sarıldım. Hem göğüslerini buluzun üzerinden ağzıma alıyor hemde ellerimle iri götünü avuçlayarak okşuyordum. Yatağa geçmesini, yanıma oturmasını ben söylemeden o bir kaç saniye içerisinde yanıma geçtiverdi ve oturur oturmaz elini yarrağımın üzerine atarak okşamaya başladı. Zaten odasından içeri girer girmez sertleştiğim için yarrağım direkt olarak Ayşegül’ün eline gelmişti. Biraz pantolonun üzerinden okşadı ve sonrasındada dışarı çıkartarak avuçlarının arasına alıp bana otuzbir çekmeye başladı. İnanın bana bu türbanlı fahişe’nin ne kadar profesyonel bir sikiş ustası olduğunu daha yarrağımı avuçladığı an anlamıştım çünkü amatör bir fahişe gibi değildi, ellerinin arasında neyin olduğunu çok iyi biliyordu. Yani ellerinin arasında olan şeyin farkındaydı ve ona göre davranıyordu :). Eminim bu sikiş işini profesyonel kişilerle yaşayan arkadaşlar tam olarak neden söz ettiğimi anlamışlardır. Beni ellerinin arasına alıp bir kaç dakika okşadıkan sonra yarrağımın başından akan sular resmen boşalıyormuşum gibi çoktu. Bunu fark eder etmez zaten bir süre daha yarrağımı okşamaya devam edip ardından hemen ağzına sokarak emmeye başladı. Artık yarrağımdan akan sular aşağı doğru gitmiyor direkt Ayşegül’ün ağzına, oradanda boğazından aşağıya akıyordu. Ben daha fazla bu muameleye katlanamayacağım için türbanlı başından çekiştirerek yarrağımı ağzından dışarı çıkarttım. Artık daha fazla orgazm olmadan duramayacağımdan dolayı kızı sikmeden oradan ankara türbanlı escort ayrılmak istemiyordum o yüzden “yeter artık bu kadar, şu göt deliğinin tadına biraz da ben bakayım” dedim ve soyunmasını söyledim ama üzerindekileri komple çıkarmasını istemiyordum. Ben daha ziyade türbanlı anal sex düşünüyordum bu yüzden türbanı harici üzerinde ne varsa çıkarttırdım. Karşımda çırılçıplak kaldığında yatakta amını okşayarak beni izliyor ve amının dudaklarını her iki yana ayırarak sanki amdan verecekmiş gibi hareketler yapıyordu. O an Ayşegül’ün amını sikeceğimi düşünmedim desem yalan olur ama sadece düşüncede kaldı çünkü kız dediği gibi bakireydi, daha önce hiç amını siktirmemişti o yüzden bana “amımı sik” dese bile ben girmezdim. Bir kaç dakika karşımda durarak amını okşadıktan sonra ayağa kalktım, yanına gittim ve arkasını döndürerek odada ki bilgisayar masasının üzerine ellerini uzattırdım. Hafif domalmış bir şekilde önümde eğilirken önce parmaklarımın üzerine tükürdüm ve baş ve işaret parmağım olmak üzere iki parmağımla Ayşegül’ün göt deliğini yoklamaya başladım. İşte tam o an türbanlı kızla anal sex hikayem başladı diyebilirim çünkü parmağımı Ayşegül’ün göt deliğine değdirdiğimde nasıl bir ortamda bulunduğumun farkına vardım. Kızın içine girmemiştim, yarrağımı eline vermemiştim veya ne bileyim yarrağımı falan okşamıyordum ama parmaklarım Ayşegül’ün göt deliğine deyince boşalacak gibi hissettim kendimi. edimya götten sikiş meraklısı türbanlı komşu kızı Ayşegül’ü sikmeden boşalmaya niyetim yoktu o yüzden daha fazla oynaşmak yerine artık yarrağımı ellerimin arasına alıp Ayşegül’ün göt deliğine sürtürmeye başladım. Hem ben hemde Ayşegül götten sikiş için çok ama çok sabırsızdık. Bir yandan ben acele ile göt deliğine sürttürüyordum, bir yandanda da Ayşegül “hadi artık bekletme beni, sok şunu içime” diyerek içine girmemi istiyordu. Bir kaç sürtünmeden sonra yavaşça yarrağımı türbanlı Ayşegül’ün götüne doğru iteklemeye başladım. Ben iteklerken Ayşegül’de sabırsızlığına yenik düşerek kendini bana doğru itekledi ve bir anda yarrağımın tamamı kızın götüne girivermişti. İçim öyle bir hoş olmuştu ki her an boşalacak gibi duruyordum. Ayşegül ise yarrağımı içine alınca derinden bir “OOOOHHH, OOOHHHHH, OHHHHHHHHH” çekip kendini ankara sınırsız escort bana çarptırmaya devam etti. Belki bir belkide iki dakika tutabildim kendimi, sonunda boşalacağım zaman “ben daha fazla dayanamıyorum” dedim. Ayşegül “sakın çıkma içimden” diyerek beni her damlama kadar içine boşalttırdı. Boşalırken türbanlı Ayşegül’ün kollarından sıkıca tuttum ve kendime doğru çekip boşaldım. Tamamen boşalana kadar Ayşegül’de benim gibi inledi durdu. Artık ben istediğimi almıştım ama Ayşegül hala sikilmek için can atıyordu. Aslında o an Ayşegül’ü sikmeye ve onuda tatmin etmek için elimden geleni yapmaya çalışırdım ama bir yandanda bu ilişkinin devamını yaşamak için tadını damağında bırakmayı düşünüyordum. Boşaldıktan sonra “bu gece istersen bu kadar yeter, yarın akşam tekrar uğrarım” dedim ve apar topar evden ayrıldım. Ertesi gün defalarca kez mesaj attı ama “artık amını sikmek istiyorum, amdan vereceksen geleyim” diye mesaj attım. Daha önce amını vermek istemişti ama ben almamıştım fakat şuan için amını siktirmekten vazgeçti ama yeterince azgınlığa geldiğinde türbanlı fahişe Ayşegül’ün amınıda sikeceğim. O gece benim boşalmam ama Ayşegül’ün orgazm olamaması ve onu orgazm etmeden evden ayrılmam yaptığım en iyi hareket oldu benim için :). Bu davranışımla daha çok o eve girip çıkmaya devam edeceğim. Belki bir akşam Ayşegül yerine ablası Gülşah’ı sikerim, hiç belli olmaz

2606 total views, 0 today

Page 3 of 4 1 2 3 4
  • ankara escort

    Ankara'nın En Sex'i En Hırçın İlişki Uzmanı Nur

    by on 29 Mayıs 2018 - 1 Comments

    Ankara Bahçelievlerde Evi Olan Escort Nur Merhaba canlarım. Ben escort Nur. Ankara Bahçelievler’de oturuyorum. Ankara Escort kızları ile ilgilenen beyleri misafir etmek isterim. Bana Ankara’nın her yerinden ulaşabilirsiniz. Evime gelmek isteyen beyler, evime gelebilir. Gelmek istemeyen beyler ile beş yıldızlı otellerde buluşabilirim. Sexe doymayan bir bayanım. Sex yapmaktan fazlası ile zevk alıyorum. Bu neden ile […]

  • ankara escort nazan

    Kötü Escort Bayanların Şeytanlığı

    by on 31 Ekim 2016 - 0 Comments

    Merhaba ankara ‘lı gençler siz değerli abazalara biraz birşeyler anlatmak için burdayım . Sizlerde eğer asker iseniz buraya girip buraları okumanız normal ama öbür abazalar için normal değil şehirdesin karı kızın içindesin zaten git ayarla götür amuda kaldır . Ankara escort bayan ‘lar paralı adamlar ile ücret karşılığı görüşür işte parasız adamlarda 50 20 30 […]

  • ankara escort

    Ankara Escortları Nasıl Çağırılır

    by on 16 Eylül 2017 - 1 Comments

    Seks yapmak için eryaman escort ihtiyaç duyan erkeklerin bu kadınları çağırabilmek adına yapmaları gereken tek şey, onların telefon numaralarına ulaşmak olacaktır. Telefon numaralarını arayarak kadınlarla konuşabilir ve onlardan randeveu alabilirsiniz. Telefonda muhabbeti fazla uzatmayın ve kadınların hoşlarına gidebilecek olan hareketler sergilemeye çalışın. Çünkü telefonda sizler muhabbeti fazla uzatırsanız, kadınlar sizlerin sadece muhabbet etmek için aradığını […]

  • ankara escort

    Ateşli Kızın Mezdeke Dansı Bu Kadarmı Harika Olur

    by on 14 Nisan 2018 - 0 Comments

    Ateşli Kızlar Siz değerli beyler sizler için bu videoyu ekleyerek bu videodaki güzeliği herkeze göstermek ve bu tür bayanların devamını görmek için sitemizin ana sayfasına gelerek dolaşmanızı istiyoruz.Bu sitemizde tüm ücret karşılığı görüşen bayanlar mevcutdur dilediğiniz gibi bakabilir inceleyebilirsiniz. Ankara escortlar sitemizde sizlerde gerçek hayalinizdeki bayan arkadaşı arıyorsanız hemen alt tarafda bulunan vitrine geri dön […]

  • zenci escort

    Ankara Escort Bayanlar Bu kadar mı olmalı

    by on 13 Kasım 2016 - 1 Comments

    Kaliteli geceler için gerekli olan değerleri taşıyan bir dilber olarak ben ankara escort Yeşim, 20 yaşında bir çıtır olarak genç severlerin en nitelikli olan özelliklerim ile beni arzuları ile yaşaması için hizmet veriyorum. Tazelik içinde olan ben diri tenim ile sürekli olarak spor yaparak daha aktif ve enerji dolu olan yapım ile muhteşem bir zevkin […]